"Cemal Kaşıkçı cinayeti uluslararası bir davadır"

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili soruşturmasını tamamlayarak Nisan ayında raporunu yayınlayan Birleşmiş Milletler Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Temmuz ayının ilk haftasında Amerikalı yetkililerle görüşmek için Washington'daydı.

10 Temmuz 2019 07:56 | Kategori: Dünya

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Callamard, uluslararası camiaya, Kaşıkçı cinayetinin aydınlatılması ve suçluların cezasız kalmamasında önemli rol düştüğü mesajını verdi. Callamard, cinayetle ilgili soruşturmanın etkili bir şekilde devam edebilmesi için de bir sonraki adımın atılması gerektiğine vurgu yaptı.

Kıdemli raportör Agnes Callamard’ın raporunda, İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda işlendiği belirtilen cinayetin bir ‘devlet suçu’ olduğu ve ulusal bir davadan ziyade uluslararası çapta soruşturulması gerektiği değerlendirmesine yer veriliyor.



‘Guterres adım atmak için herhangi bir ülkenin talebini beklememeli’

Soruşturmada gelinen nokta itibariyle, bir insan hakları uzmanı olarak kendisinin bir sonraki adımı atma yetkisi olmadığını hatırlatan Callamard, Birleşmiş Milletler nezdinde ilgili bir panelin oluşturulması için çağrıda bulundu. Callamard’a göre, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres böylesi bir paneli, herhangi bir ülkeden resmi talep gelmeden de hayata geçirebilir.

Callamard bu bağlamda şu ifadeleri kullandı: "Elde ettiğim bulgular Suudi Arabistan devletinin cinayetten sorumlu olduğuna işaret ediyor. Ve böylesi bir sonuca vardığınızda sıradaki adım devlet içinde kimlerin sorumlu olduğunu, kimlerin sorumlu tutulacağını bulmaktır. Ve bu, benim yetkimin dışında. Ben soruşturmamda üst düzey yetkililerin soruşturmaya tabi tutulması gerektiğini gösteren yeterli kanıt buldum. Ancak ben insan hakları alanındayım; artık soruşturma ceza hukuku kapsamında yürütülmeli. Bu nedenle de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’e, Sayın Kaşıkçı’nın öldürülmesinden sorumlu kişilerin soruşturulması için ceza hukuku uzmanlarından oluşan bir panel oluşturulması gerektiğini söyledim. Ve Genel Sekreter’in bu paneli oluşturmak için bir ülkeden talep gelmesini beklemesi gerekmediğini düşünüyorum.”

Diğer taraftan, uluslararası hukuktaki ilgili kural ve normların yoruma açık olması nedeniyle Guterres’in kendisinden farklı bir yaklaşım sergileyebileceğinin de altını çizen Callamard, panelin Guterres tarafından oluşturulmaması halinde, Türkiye ve diğer ülkelerin gerekli adımı atabileceğini söyledi.

‘Türkiye tüm delilleri paylaşırsa Suudi Arabistan’daki davanın durumu da değişir’

Soruşturma kapsamında Türkiye’ye de giderek yetkililerle görüşen Callamard, bu görüşmelerin cinayetin aydınlatılmasına oldukça ışık tuttuğunu söyledi. Suudi Arabistan yetkililerinin soruşturma kapsamında yönelttiği soru ve taleplere hiç bir şekilde yanıt vermemiş olmasıysa Callamard’ın eleştirdiği noktalardandı.

Raportör ayrıca Türk yetkililerin de şu ana kadar gizli tuttukları tüm bilgiyi aktarmaları halinde, Suudi Arabistan’da kapalı kapılar ardından yürütülen soruşturmanın gidişatının da doğrudan etkileneceğinin altını çizdi: "Türkiye’de savcıdan aldığım bilgiye göre, dava açmayı planlıyor. Ancak davalı Türkiye’de olmadığından bu tam anlamıyla bir dava olmayacaktır. Örneğin, davada karar çıksa dahi mahkemenin ceza verme yetkisi olmayacak. Ama en azından, böylesi bir dava tüm delillerin halka açık bir şekilde paylaşılmasını sağlayacaktır. Üstelik, Suudi yasalarına göre süregelen bir davayla ilgili yeni delil sunulduğunda dava durdurulup süreç değiştirilebilir... Türkiyeli savcının bahsettiği gibi soruşturma başlatması halinde bunun Suudi Arabistan’daki dava üzerinde doğrudan etkisi olacağına inanıyorum. Öyle olmazsa da, bu gerçekten çok daha endişe verici olur.”

‘Suudi yetkililerin hak ihlallerine karşı çıkmada Amerika’ya kilit rol düşüyor’

Callamard Suudi Arabistan’la ilişkilerini sıkı tutmaya özen gösteren ABD yönetimine de seslenerek, Amerika istihbarat birimi CIA tarafından da varılan sonuçlara göre hareket edilmesi gerektiğini savundu.

Suudi yönetimine muhalifliğiyle tanınan gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, İstanbul’daki Suudi Konsolosluğu’nda başına gelenler, Callamard’a göre Veliaht Prens Bin Selman’ın bilgisi dışında olabilecek bir durum değil. Aynı sonuç Amerika istihbarat birimi CIA tarafından da aktarıldı. Kongre üyeleri de CIA’in bulgularını ikna edici bulurken, Başkan Trump liderliğindeki ABD yönetimi Suudi Arabistan’la ilişkilerini devam ettirmekte ısrarlı.

Callamard Amerikalı yetkililere bu bağlamda şu mesajları aktardı: "Öncelikle, şunu net bir şekilde hatırlamamız gerekir: Sayın Kaşıkçı Amerika’da yaşıyordu, bir gazeteci olarak da Washington’daki en önde gelen medya kurumlarından birinde çalışıyordu. Suudi Arabistan, Kaşıkçı’yı öldürerek aslında ABD Anayasası’nda yer alan ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü yasalarının değerini yansıtan birini hedef almış oldu.

İkincisi, birçok röportaj ve sızdırılan bilgiden biliyoruz ki Amerika istihbarat birimlerinin elinde Kaşıkçı cinayetiyle ilgili muhtemelen çok fazla bilgi var. Ve bu bilgiler halka açık bir şekilde paylaşılmadı. Bu yüzden Amerikalı yetkililerden ilk talebim, bu bilgilerin açığa çıkarılması için üzerilerine düşeni yapmaları. Sayın Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili sırlar, bence hem Kaşıkçı için hem de genel anlamda adaletin sağlanması hedefine ciddi oranda zarar veriyor.”

Üçüncüsü, Amerika’nın Kaşıkçı cinayetiyle ilgili kendi soruşturmasını yürütmesi oldukça iyi olur; ve bu FBI’ın yetkisinde olacaktır. Ayrıca Kaşıkçı cinayetiyle ilgili bilgilerin halka açıklanmasını sağlamak için Kongre’ye de bir oturum açılması önerisinde bulundum.

Son olarak da, Amerika’nın hem Magnitsky Yasası çerçevesinde belirlenen yaptırımların hangi üst düzey yetkililere uygulanacağı hem de gözetleme teknolojiyle ilgili yaptırımlar konusunda öncü rolü üstlenebileceğini düşünüyorum.”

Amerika’nın Suudi Arabistan’la çok büyük ve yakın bir ilişkisi var. Bu yüzden de Amerika, Cemal Kaşıkçı cinayeti ve Suudi Arabistan’daki diğer birçok hak ihlaliyle ilgili hukuk sürecinin işlemesi açısından kilit rol oynuyor.”

‘G-20 zirvesi Riyad’da yapılmamalı’

Callamard Washington ziyareti sırasında Brookings Enstitüsü’nde düzenlenen bir panele de katıldı. Burada katılımcılara seslenerek, suçluların hukuk karşısında sorumlu tutulmasını sağlamada bireylerin ve sivil toplumun rolünün de çok önemli olduğunu savundu: "Sayın Kaşıkçı’nın cinayeti, bazı ülkelerin yönetimlerinin güç ve dokunulmazlıkla ilgili hissettiklerini ortaya koydu. Ve bunun kırılması gerekiyor; böyle bir şeye müsaade edilemez. Böylesi bir söylemin tepkisiz bir şekilde devam etmesine izin verilemez. Elbette çok tepki de gösterildi ancak buna devam etmeliyiz çünkü bu sadece Sayın Kaşıkçı’nın cinayetiyle ilgili genel anlamda yasal yükümlülüğü tehdit altına almış oluyor. Yönetimlerin, kendi dokunulmazlıklarını yasal kılmak için ellerindeki gücü kullanmaları, tolerans gösterilecek bir şey değil. Hatta güçlü oldukları için, en azami seviyede sorumlu tutulmalılar, verilmesi gereken mesaj da bu. Ve bu mesajı aktaracak olanlar da bizleriz.”

Cemal Kaşıkçı’nın ortadan kaybolmasıyla gündeme gelen cinayet iddialarıyla ilgili başlarda sorumluluk üstlenmeyen Suudi yetkililer daha sonra, Türk yetkililerce yapılan bazı açıklamaların ve uluslararası kamuoyunda oluşan tepkilerin ardından bir soruşturma başlattı. Ancak hala devam eden ve 11 şüphelinin olduğu davanın ayrıntıları şeffaf bir şekilde açıklanmıyor.

Kıdemli raportör Callamard dünya liderlerine seslenerek, G-20 zirvesinin gelecek yıl planlandığı şekilde Riyad’da düzenlenmemesi çağrısında bulundu.

Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI