"S-400'leri domatesten ayrı tutmak gerekiyor"

Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, S-400 savunma sisteminin meyve-sebze sorunundan farklı olduğunu belirterek, "S-400'leri domateslerden ayrı tutmak gerekiyor; doğal olarak ikisinin de tabiatları farklı. Rusya Federasyonu'nun uyguladığı çok net karantina ve gıda güvenliği kuralları mevcut" dedi.

09 Temmuz 2019 11:36 | Kategori: Dış Politika

Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, Bloomberg Businessweek Türkiye dergisi muhabiri Mehmet Erdoğan Elgin'e özel konuştu.

Rus Türk İşadamları Birliği sitesinin aktardığı mülakatın ekonomik işbirliği kısmı ile ilgili bölümü şöyle yer almakta:

BALTIK BÖLGESİ BİLGİ DESTEK DEPARTMANI

ABD'den Türkiye'ye bir S-400 tehdidi daha: Türkiye'nin olumsuz sonuçlarla karşılaşacağının altını çiziyoruz

Rusya’daki gümrüklerden dönen yaş meyve-sebze sorunu uzun yıllardır çözülemeyen bir mesele. Hatta S-400 pazarlığı bu işten çok daha çabuk ve kolay çözüldü. Ne olacak bundan sonra, bu sorunun çözümü için neler yapılacak?

‘İŞ BİRLİĞİNİN SONUCU OLARAK CİDDİ BİR İLERLEME SAĞLANDI’

YERHOV: S-400’leri domateslerden ayrı tutmak gerekiyor; doğal olarak ikisinin de tabiatları farklı. Rusya Federasyonu’nun uyguladığı çok net karantina ve gıda güvenliği kuralları mevcut. Federal Tarım Ürünleri Denetleme Ajansı bunları çok iyi bir şekilde denetliyor. Geçmişte Türk üreticilerine yönelik gıda güvenliği ile ilgili ciddi şikayetlerimiz vardı. Bu nedenle birçok ürüne karantina normlarına uymadığı için giriş izni verilmiyordu. Bugün ilgili kurumlar karşılıklı olarak çok sıkı bir iş birliği içinde ve bu iş birliğinin sonucu olarak ciddi bir ilerleme sağlandı. Mesela bu yılın ilk beş ayında 133 parti ürün geri gönderilmiş. Geçen yılın aynı döneminde ise bu sayı 300’den fazlaydı. İyileşmeyi görüyoruz. Bu da gösteriyor ki Türkiye’deki üreticiler, ihracatçılar ve yetkili kurumlar bu konuyu ciddiye alıp çalışıyorlar. Doğru yolda olduğumuzu söyleyebilirim.

İki tarafın kurumları arasında varılan mutabakat çerçevesinde 1 Temmuz tarihinden itibaren fumigasyon olarak tanımlanan haşereleri etkisiz hale getirmek için üretici noktasında gaz verme işleminin yapılması ardından Rusya’ya gönderilmesine başlandı.

Vizeler Türkiye-Rusya ilişkilerinde önemli bir konu. Rusya tarafı bu konuda önümüzdeki dönemde bir adım atacak mı?

YERHOV: Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Şunu anlamalıyız: Bu, hızlı bir şekilde çözülebilecek mesele değil. Muhtemelen bu çalışmaların ilk adımı hizmet ve hususi pasaport sahibi kişilere yönelik olacak. Diğer pasaport sahipleri için ilerleme daha sonra olacak. Ama bu konu değerlendirilirken Türk tarafının bazen kurnazlık yaptığını tespit ediyoruz. Türk tarafı her şeyi vizelerin kaldırılmasına bağlıyor. ‘Vizeler kaldırıldıktan sonra ticaret hacmi 100 milyar dolara ulaşır, Türkiye’den Rusya’ya gelen turist sayısında patlama yaşanır’ gibi beyanatlar veriliyor.

Aslında 2010 yılında vize serbestliği anlaşması imzalandı ve çoğu konuyu o anlaşmayla çözmüştük. O dönemde de çok sayıda vize verirdik. Ama bu da o kadar önemli değil. O dönemde Türkiye’den Rusya’ya gelen kişi sayısında bir artış sağlandı, ama bu artış gerçek turist sayısına yansımadı. Buradaki ziyaretler ya iş amacıyla ya da ailevi meselelerle ilgili oldu. Ticaret de adım adım gelişiyordu, ama bu sadece vizeye bağlı olarak gerçekleşmiyordu.

Hizmet ve hususi pasaport ile ilgili vize serbestliğinin kısa vadede olacağını belirttiniz. Yani bir yıl içinde olacak mı bu?

YERHOV: Temennimiz bunun çok daha kısa sürede gerçekleşmesi. Evraklar şu anda kurumlar arasında gidip geliyor.

‘DEVLET KURUMLARINDAN ZİYADE İŞ DÜNYASININ DA HAREKETE GEÇMESİ GEREKİYOR’

İki tarafın da ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmak gibi bir hedefi var, ama bugünkü koşullarda bunun oluşması uzak bir ihtimal olarak duruyor. Bu hedef için yeni hikayeler yaratılması gerekmiyor mu?

YERHOV: Siyasi iradenin ürünü olarak bu hedef konuldu ve bu, ekonomilerimizin büyüklüğüne göre gerçekleşmesi mümkün olan bir hedef. Devlet kurumlarından ziyade iş dünyasının da harekete geçmesi gerekiyor. Hem Rusya’da hem de Türkiye’deki iş dünyası muhafazakâr bir tutum sergiliyor. Ulusal para birimleriyle ticaret bir diğer gündem maddesi ve zaten bugün az da olsa fiili olarak devam ediyor. İş dünyasının biraz daha aktif olması gerekiyor. Mesela ortak sanayi üretimi konusunda yapılacak çok şey var.

Nasıl olacak bu ortak sanayi üretimi?

YERHOV: Türkiye’de tamamı üretilen ve Rusya’ya satılan bir ürüne gümrük vergileri ve ek vergiler geliyor, o ürünün maliyeti artıyor. Fiyat artışı o ürünün satış potansiyelini düşürüyor. Eğer Rus partnerle üretimin yarısı Rusya’da yapılırsa bu vergiler ve maliyet artışı ortadan kalkar. Ayrıca üçüncü ülke pazarları için ortaklıklar düşünülebilir. Yüksek teknoloji alanında iş birlikleri yapılabilir. Bir de Türk şirketlerinin

Rusya’nın gelenekselleşmiş şehirleri, bölgeleri dışına açılması gerekiyor. Moskova, St. Petersburg, Kazan gibi şehirler doymuş pazarlar. Önümüzdeki hafta Ural Bölgesi’nde Yekaterinburg şehrinde sanayi fuarı olacak ve Türkiye bu fuarın partner ülkesi.

‘TÜRK VE RUS İŞ DÜNYASININ İLİŞKİLERİNİN GELİŞMESİ BİR ZORUNLULUK’

Rusya ile ticari ilişkilerin hızlanması için belki de ABD’nin olası ambargosu etkili olabilir. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

YERHOV: Bunu ABD yaptırımlarıyla bağlantılılandırmak istemiyorum. Yaptırımlar olur ya da olmaz, ama Türk ve Rus iş dünyasının ilişkilerinin gelişmesi ve ticaret hacminin artması bir zorunluluk. ABD ve Batı beş yıl önce bize yaptırım uygulamaya başladıktan sonra ekonomimizin ciddi bir şekilde geliştiğini gördük.

Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI