Güvenli Bölge'de oyalanma kaygısı!..

ABD -Türkiye ilişkilerinde Suriye başlığı altında iyileşme yaşanmasına yol açabilecek "güvenli bölge" oluşturulmasında Ankara sıklıkla "zaman" vurgusunda bulunarak, Menbiç Yol Haritası'nda yaşananlar sonrası "oyalanma" kaygısı duyduğunu ifade ediyor.

22 Ağustos 2019 08:23 | Kategori: Dünya

Ankara -Washington hattında sınır bölgesinde "güvenli bölge” oluşturulması için Şanlıurfa-Akçakale’de ortak operasyon merkezi kurulması için çalışmalara başlanmasına karşın PYD-YPG unsurlarıyla ilgili anlaşmazlık sürüyor.

Yine bölgede ABD askerleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ortaklaşa kontrol sağlayacağı kaydedilse dahi bunun sınırlı olacağı ve ilk gündeme geldiği şekliyle 32 kilometre (20 mil) civarında bir derinlik olmayacağı iddiası da var.

Bu nedenle Ankara sıklıkla "güvenli bölge” için kendi temel şartı olan "YPG unsurlarından arındırılmış olma” maddesinin en kısa sürede gerçekleştirilmesi beklentisini dile getiriyor.

Akar ve Esper arasında telefon görüşmesi

Son olarak bugün Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile telefonda görüştüğü açıklandı.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, "Bakan Akar tarafından görüşmede Suriye’de Fırat’ın doğusunda ‘güvenli bölge’ye ilişkin bilinen görüş ve beklentilerimiz ifade edilerek, söz konusu bölgenin takvimde belirlenen esaslar çerçevesinde zaman kaybetmeksizin oluşturulmasının gerekliliği vurgulandı. Görüşmede iki bakan tarafından ‘güvenli bölge’nin oluşturulmasına ilişkin planın birinci aşamasının bu günden itibaren başlatılması ile planlamanın ileriki aşamalarını ele almak amacıyla askeri heyetlerin en kısa zamanda Ankara’da tekrar bir araya gelmeleri hususlarında mutabık kalındı” denildi.

MSB’nin açıklaması itibariyle Ankara, yeniden Fırat’ın doğusunda YPG unsurlarının bulunmaması ve Washington’un takvime bağlı kalması beklentilerini Esper’e de iletti. Bu noktada planlama için Ankara’da askeri heyetlerce yeniden görüşmeler yapılması da karara bağlandı.

İki bakanın "Suriye'nin kuzeydoğusundaki güvenlik konusunu" görüştüğü belirtilen ABD Savunma Bakanlığı açıklamasında da, Esper ve Akar'ın şu ana kadar askeri heyetlerin çabalarını ve bölgedeki güvenlik mekanizmasının uygulamaya geçirilmesini övdüğü kaydedildi.

"ABD ve Türkiye planı belirlenen aşamalarda, eşgüdümlü ve birleştirilmiş bir şekilde yürürlüğe koyacak" denen açıklamada üzerinde hala çalışılması gereken bazı ayrıntıların olduğu, ama Türkiye'deki Ortak Harekat Merkezi'nin kurulmasının da gösterdiği gibi, hem Esper'ın hem de Akar'ın bir çerçeve belirlemede derhal ve koordineli adımlar atılması yönündeki görüşbirliğini teyit ettiği belirtiliyor.

ABD Savunma Bakanlığı açıklamasında Esper ve Akar'ın, sınırda sürdürülebilir güvenlik ve istikrar sağlamanın, Küresel Koalisyon'nun IŞİD'i yenilgiye uğratma çabalarının devamının ve ortak çıkarları tehlikeye atabilecek eşgüdümsüz askeri operasyonları kısıtlamanın uygulanabilir yolunun bu mekanizmadan geçtiğini kabul ettiğinin de altı çiziliyor.

"Oyalama taktiklerini kabul etmemiz mümkün değildir”

Bu arada Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki kabine toplantısı ardından basın toplantısı düzenledi.

Kalın, toplantıda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Suriye ağırlıklı bir sunum yaptığını ve bu çerçevede Fırat’ın doğusu ve batısındaki gelişmeleri ele aldıklarını ifade etti.

ABD’yle geçen hafta "güvenli bölge” oluşturulması konusunda mutabakata varıldığını anımsatan Kalın, "Bu doğru yönde atılmış pozitif bir adımdır. Bunun fiiliyattaki uygulaması, süreci ve kapsamıyla ilgili görüşmeler devam etmektedir. Ama genel olarak ana çerçeve üzerinde mutabık kaldığımızı ifade edebiliriz. Bununla ilgili gerek dışişleri bakanlığımızın gerek milli savunma bakanlığımızın ve ilgili diğer birimlerimizin görüşmeleri de devam ediyor. Tabii bunun sahadaki uygulaması son derece önemli. Daha önce Sayın Dışişleri Bakanımız’ın da ifade ettiği gibi Münbiç Yol Haritası’nda yaşanan oyalama taktiklerini kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.

Fırat’ın doğusunu da kapsayacak şekilde güvenli bölge oluşturulmasıyla hem Suriye’nin sınır güvenliğini hem de Suriyeli mültecilere evlerine geri dönüş imkanı sağlayacaklarını kaydeden Kalın, "Fırat’ın batısına geldiğimizde ise özellikle Türkiye'nin Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Harekatı operasyonlarıyla bildiğiniz gibi Cerabulus, Afrin, İdlib arası zaten güven altına alınmıştı. Burası büyük oranda bizim desteklediğimiz gruplar tarafından bir asayişle yönetilmeye devam ediyor. Bu bölgeye geçen yıl içerisinde yaklaşık 400 bin Suriyeli mülteci geri döndü. Benzer sürecin güvenlik şartları oluşturulduğu zaman Fırat’ın doğusunda da olacağını öngörüyoruz” diye konuştu.

"Yerel halkın huzurunu dikkate alarak planlama yapıyoruz”

Kalın, tartışmalı derinlik meselesiyle ilgili soru üzerine ise, "Önümüzdeki haftalar içerisinde aylar değil, bunun somut uygulamalarını hep birlikte göreceğiz. Suriye tarafında Fırat'ın doğusunda Türk ve Amerikan askerleriyle birlikte ortak devriyeler yakın zamanda başlayacak. Zaten şu anda İHA'larımız orada uçmaya başladı. Bununla ilgili başka uygulamalar da söz konusu olabilir. Derinlik ve kapsamla ilgili olarak da müzakereler hala devam etmekle birlikte bizim zihnimizdeki çerçeve son derece net. Sayın Trump'ın da ifade ettiği 20 mil yani yaklaşık 30-32 kilometrelik bir alan, biz belki bunun daha ileri gitmesini de görebiliriz. Bu da olabilir. Coğrafyanın şartlarına göre burada birtakım daralmalar, genişlemeler söz konusu olabilir. Çünkü biz orada özellikle yerel halkın huzurunu, barışını dikkate alacak şekilde de bir planlama yapıyoruz. Buranın kontrolu bu güvenli bölge çerçevesinde bize geçtiğinde de yerel halkla beraber koordinasyon halinde buranın yerel yönetimini sağlamaya devam edeceğiz ki bu hem orayı güvenli bir bölge haline getirecek hem de Suriyeli mültecilerin oraya gönüllü, onurlu, izzetli bir şekilde kendi evlerine, vatanlarına, köylerine, kasabalarına dönmelerini sağlayacak” yanıtını verdi.

Kalın, ayrıca Perşembe günü John Bolton ile telefonda görüşeceğini ve bunun ardından ABD Başkanı Donald Trump ile Erdoğan’ın telefon görüşmesini planlayacaklarını da açıkladı. Kalın, benzer şekilde Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini kaydetti.

Trump’ın Türkiye ziyaretiyle ilgili bir tarih olmadığını da ifade eden Kalın, Erdoğan ile Trump'ın Suriye’deki güvenli bölge ve ticari hedefler gibi konuları görüşeceklerini de sözlerine ekledi.

16 Eylül’de Ankara’da üçlü zirve

Kalın, ayrıca İdlib bağlamında Şam rejimi ile çatışma riski konusunda ise Rusya’yla görüşmeler yürütüldüğünü söyledi.

Ankara’nın ev sahipliğinde 16 Eylül’de Rusya ve İran devlet başkanlarıyla Suriye’nin ele alınacağını da açıklayan Kalın, "Burada da bu konuyu özellikle İdlib Mutabakatı'nın uygulanmasını, anayasa komisyonunun kurulması ve bundan sonraki siyasi sürecin nasıl işleyeceğine dair ana parametreleri etraflı bir şekilde ele alma imkanımız olacak” dedi.

Kabine toplatısında İdlib’in de ele alındığını belirten Kalın, "Kritik bir hassasiyet arz ettiğini ifade edebilirim. Bununla ilgili özellikle 9. gözlem noktamızın intikal yoluna yapılan saldırı ve o konvoyda hayatını kaybeden Suriyeliler ve yaralanan siviller konusunda da tepkilerimizi Rus tarafına ilettik. İlgili birimlerimiz görüşmelerini sürdürüyorlar. Önümüzdeki günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız’ın, Sayın Putin ile bir telefon görüşmesi olacak. Bu konuyu da etraflı şekilde orada konuşma imkanları olacak. İdlib mutabakatı çerçevesinde Türkiye'nin 12 gözlem noktasının bulunduğu yerlerde güvenliğin tam olarak sağlanması ve buralarda herhangi bir askeri operasyonun olmaması konusunda mutabakat vardı, buna uyulmasını bekliyoruz. Bununla ilgili girişimlerimiz devam etmektedir. Özellikle o bölgede silahtan arındırılmış ve çatışmasızlık bölgesi olarak ilan edilmiş sınırların korunması büyük önem arz ediyor. Aksi halde hem bu mutabakatın ihlali hem de buradan doğacak bir insani dram kaçınılmaz hale gelecektir. Bununla ilgili de çok yönlü değerlendirme ve girişimlerimiz devam ediyor. Buradan özellikle rejimin bu ihlallerine son vermesi çağrımızı da yenilemek istiyoruz” diye konuştu.

Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI