Karne heyecanı!..

Tüm yurtta öğrencilerin karne heyecanı yaşanıyor... Uzmanlar, karnelerindeki düşük notları nedeniyle stres ve kaygıyla boğuşan öğrencilerin ebeveynlerinin, çocuğa olumlu ve sevgiyle yaklaşıp sorunun çözümü için alternatifler üretmesi gerektiği uyarısını yaparak, aksine bir yaklaşımın çocuğu motive etmekten çok üzüntüsünün artmasına ve başaracağına olan inancının ortadan kalkmasına yol açabileceğini kaydetti.

19 Ocak 2018 11:04 | Güncelleme :19 Ocak 2018 11:36 | Kategori: Eğitim

Karnedeki notların her zaman başarı göstergesi olmadığına değinen uzmanlar, birkaç dersten düşük not alan çocuğa olumsuz davranmanın, ders başarısı ve ailevi ilişkiler yönünden uzun vadede sorunlara yol açabileceğine dikkati çekti.

Pedagoji Derneği Başkanı, Klinik Psikolog ve Pedagog Mehmet Teber, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, karnelerin akademik başarıyı ölçtüğünü ama her zaman aslolanın karakter ve kişilik olduğunu anlattı.

Öncelikle karakterin, nottan önemli olduğunun karne değerlendirmesinde vurgulanması gerektiğine işaret eden Teber, karnesinde kırık notu olan çocukların ebeveynlerinin, çocuğun kişiliğinin olumlu yönlerine atıf yaparak konuşmaya başlaması, sonrasında yüksek olan notların vurgulanması ve çocuğun bunun için tebrik edilmesi gerektiğini belirtti.

Teber, "Kırık olan notlarda ise neden kırık olduğu birlikte değerlendirilmelidir ve bu notu yükseltmek için ne gibi adımlara ihtiyacı olduğu da belirlenmelidir. Bu süreci şefkatle yürütmek gerekir. Çünkü çocuk, zor durumdadır ve bu durumdan çıkmak için bir yetişkinin şefkatli cesaretlendirmesine ihtiyacı vardır." dedi.

"Aile problemi, alternatifler sunarak çözmeye çalışmalı"

Teber, zayıf not alan çocuğa olumsuz davranmanın uzun vadede yol açabileceği sorunlara ilişkin, "Çocuk hayatının merkezine dersi alabilir, kişiliği değil. Anne babası ile olan ilişkisi zedelenebilir. Cesareti kırılıp ders çalışmayı tümden bırakabilir, okuldan da soğuyabilir." dedi.

Çocukların, kırık notla nasıl baş edeceğini genelde bilmediğini, ailenin bu durumda problemi, alternatifler sunarak çözmeye çalışması halinde çocuğun problem karşısında üzülüp kenara çekilmeyi değil, inisiyatif alıp çözmeyi deneyebileceğini aktaran Teber, zorlukların şefkatle ve ilgiliyle aşılabileceğini, çocuğun kırık not nedeniyle anne ve babasının aşırı tepkisiyle karşılaşmasının, ailesiyle iletişimi kesmesine, kendi iç dünyasına çekilmesine yol açabileceğini kaydetti.

"Ebeveynlerinin vereceği tepki çok önemli"

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Ekşi de karnesinde kırık not olan bir çocuğun, kırık nota sahip olmaktan dolayı yeteri kadar üzgünken buna bir de ebeveynleri tarafından yansıtılan öfke ve hayal kırıklığı gibi duygular eklenince bu durumla başa çıkmalarının zorlaştığını dile getirdi.

Çocuğun sadece kendi hayal kırıklığıyla değil aynı zamanda ebeveynlerinin kendisi hakkında hissettiği olumsuzluklara da göğüs germek zorunda kalacağını belirten Ekşi, bu nedenle çocuğun yaşadığı üzüntü ile başa çıkmasında, öz güven ve öz saygısının zarar görmeden bu süreci atlatmasında ebeveynlerinin vereceği tepkinin çok önemli olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Ekşi, çocuğa öfkeli bir şekilde yaklaşmanın, "Ben senin için saçımı süpürge ediyorum", "Yediğin önünde yemediğin arkanda daha ne istiyorsun iyi not almak için", "Bak komşunun oğluna, onun notları ne kadar iyi sen neden yapamıyorsun" gibi yargılayıcı ve suçlayıcı tavırlar içine girmenin, çocuğu motive etmekten ziyade yaşadığı üzüntünün artmasına ve başaracağına dair olumlu duyguların ortadan kalkmasına neden olabildiğini ifade etti.

Pek çok velinin, sert çıkışlar, kötü ve yaralayıcı sözlerin motive edici olduğuna inanmasına karşın çocuğun daha çok ebeveynlerinin ona güvendiğini ve onun başaracağına inandığını duymaya ihtiyacı olduğunu belirten Ekşi, şöyle devam etti:

"Bu nedenle ilk olarak çocuğun kırık notunun nedenleri sakin bir şekilde çocukla konuşulmalı. Bu konuşma esnasında sakin olmak oldukça önemlidir zira, verilecek sert tepkiler çocuğunuzun sadece bu konuyu değil ilerde yaşadığı sorunları da sizinle paylaşmasını engelleyecektir. Böyle bir konuşma ile kırık notun nedenleri ve nasıl düzeltileceği konuları tartışılmış ve bu notun düzletilmesi yönünde geleceğe dair planlar beraber yapılmış olacaktır. Ayrıca kırık not hakkında konuşmak, çocuğun kendisini değerli hissetmesine ve öz saygısının artmasına yardımcı olacaktır." 

"Telafisinin oldukça güç olduğunu bilmek önemli"

Prof. Dr. Ekşi, düşük not hakkında çocuğa verilen sert ve olumsuz tepkilerin zamanla öz saygı kaybına, mükemmeliyetçilik algısının oluşup çocuğun hayatı boyunca ulaştığı hiçbir başarıdan mutlu olamamasına, zaten hiçbir şekilde başarılı olamayacağını düşünüp içsel motivasyonunu kaybetmesine ve en kötüsü ebeveynlerinin onu kırık notundan dolayı sevmediği yönündeki yanlış bir inancın oluşmasına neden olabildiğini belirtti.

Bu duyguların zamanla anksiyete, depresyon gibi rahatsızlıkların ortaya çıkmasına da neden olabildiğini ifade eden Ekşi, "Bu nedenle çocuğunuza verdiğiniz olumsuz tepkilerin uzun vadede yıkıcı etkileri olabileceğini ve bu etkilerin telafisinin de oldukça güç olduğunu bilmek önemlidir." dedi.

Kırık notu olan bir çocuğa olumlu yaklaşmanın, onun notunu düzeltebileceğine dair inancının artmasını, motive olmasını, düşük not gelmesine neden olan faktörleri daha dikkatli ve mantıklı değerlendirmesini sağlayacağını belirten Ekşi, "Çocuğunuzun kırık not almanın getirdiği olumsuz duygular ile baş etmesinde ve ilerleyen zamanlarda bu notu düzeltmesinde velinin verdiği yapıcı ve destekleyici tepkiler çok önemlidir." diye konuştu.

Çocukta en sık görülen duygu biçiminin üzüntü ve öfke olduğunu anlatan Ekşi, sözlerine şöyle devam etti:

"Üzüntü duyan çocuk ailesinin onu sevmediğine, kırık notu olduğu sürece sevilmeyeceğine dair inanış geliştirmesine neden olurken, öfke duygusu daha çok çocuğun aile ile olan bağlarını koparmasına, ne olursa olsun onu anlamayacaklarına inanmasına neden olabilmektedir. Bu şekilde düşünen bir çocuğun ebeveynleri ile iletişimi zayıflamakta ve paylaşımları azalmaktadır. Sağlıklı bir ebeveyn çocuk ilişkisinin oluşmasında aile içi iletişim çok kıymetlidir."

Karnede gelen kırık notlara odaklanıp geleceği kaçırmanın, yapılan en büyük hatalardan biri olduğunu belirten Ekşi, "Çocuğunuza verdiğiniz tepki ne olursa olsun karnedeki kırık notu düzeltemezsiniz. Fakat onu tatil boyunca cezalandırmak, yaşıtlarının katıldığı eğlenceli aktivitelerden uzak tutmak içsel motivasyonunu alt üst edebileceği gibi gelecek döneme bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak yorgun başlamasına neden olması ile gelecek dönemde kırık notun düzeltilmesinden ziyade hali hazırda başarılı olunan derslerde de düşme gözlemlenmesine neden olacaktır." değerlendirmesini yaptı.

Aksına olumlu, destekleyici ve motive edici tepkilerin çocuğun gelecek döneme hazırlıklı ve istekli başlamasına ve ilk dönem kırık gelen notun ikinci dönem düzeltilmesine yardımcı olacağını kaydeden Ekşi, "Bu nedenle verilen her bir tepkinin çocuğunuzun akademik hayatını etkileyeceğini düşünerek hareket etmek çok daha faydalı olacaktır." dedi.

"Karne, öğrencinin değerlendirmesini gösteren bir belge değildir"

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık da karnenin sadece öğrencinin değerlendirmesini gösteren bir belge olmadığını, öğrenci ile ilgili bir çok bilgi verebildiği gibi, ailesiyle, aile içi davranış ve tutumlarla, ailesinin çocuğunun sorunlarını ne ölçüde farkında olduğu ve yardımcı olmak için adımlar atıp atmadığına dair de bilgi verdiğini söyledi.

Karnenin aynı zamanda okulda ders dışındaki konular, okuldaki sosyal iletişim ve eğitimciler hakkında da fikir verdiğini belirten Ayık, ancak maalesef genel tutumun, karneyi sadece çocuk ve gence ait bir değerlendirme olarak görme şeklinde olduğunu aktardı. 

Karnedeki zayıf notlar ne koşulda gelirse gelsin ebeveynlerin çocuklara ani ve aşırı olumsuz tepkiler vermemesi gerektiğini ifade eden Ayık, ailelerin bu sonucun altında yatan faktörleri araştırıp, sorunu gidermek için kendi üzerlerine düşen görevleri yapması gerektiğini kaydetti. 

Akademik başarıyı çocuğun zeka düzeyi, öğrenme kapasitesi, dikkati sürdürme becerisi etkilediği kadar çevresel faktörler denilen ailesel ve sosyal faktörlerin de etkilediğini ifade eden Ayık, "Karnede kırık notların gelmesi ile fark edilen akademik sorunları çözüm yoluna giden aileler bu sorunların tespiti ve çözümü noktasında çocuklarına yardımcı olmak için ilk adımı atan, yani bir anlamda doğru yaklaşım gösteren ebeveynlerdir." dedi.

Ayık, hem eğitimciler hem de alanında uzman çocuk ve ergen psikiyatristleri ile görüşerek sorunun kaynağını bulma ve gerekli desteği sunma görevinin, ebeveynlerin temel sorumluluklarından biri olduğunu bildirdi.

"Ebeveynler öncelikle kendilerini sorgulamalı"

Olumlu ve doğru yaklaşım gösteren ebeveynler dışında olumsuz ve yanlış tutumlar sergileyen birçok ebeveynin de olduğunu anlatan Ayık, şöyle devam etti:

"Aslında karnede kırık not gelmeden önce dönem içerisinde çocuklar birçok sinyal verir. Akademik sorunlarını çözme konusunda yardıma ihtiyacı olan bu çocuklara uygun desteği sunmayan ebeveynler, karnede değiştirememiş oldukları olumsuz sonuçlarla karşılaştıklarında öncelikle kendilerini sorgulamalılar. Bu durum sadece ilgi düzeyi ve desteği yetersiz ebeveynleri kapsamaz, aynı zamanda başarı beklentisi çok yüksek olan hırslı ebeveynler de çocuklarında başarı kaygısı ve yetersizlik duygusu oluşturarak düşük notlara sebep olabilirler. Zaten bu süreçleri yaşayan bir çocuğu anlamak ve sorunu tespit edip çözümünde ona yardımcı olmak bir yana cezalandırıcı ve yargılayıcı davranmak; onun sorunuyla daha çok yalnız bırakılmasına, akademik ilgisinin daha da düşmesine ve eğitim hayatından soğumasına sebep olur. Yine aile içi ilişkilerde soğukluk ve çatışmalara sebep olur."

Olumlu yaklaşım ve çocuğu anlamaya çalışmanın her zaman kazanç sağladığını ifade eden Ayık, "Olumlu yaklaşımdan kastım tabii ki düşük notların ve kötü karnenin uygunsuz ve orantısız bir şekilde ödüllendirmesi manasına gelmiyor veya sanki hiç kırık not yokmuş gibi olumsuz sonucu görmezden gelme de değil. Durumu fark etmek, fark ettiğini uygun ve yumuşak bir dille çocuğa hissettirmek, bu duruma yol açan sorunların tespiti ve çözümü için ona yardım eli uzatmaktır. Anlaşıldığını ve yardım edileceğini hisseden çocuk size tüm olumlu iletişim yollarını açacak ve sorunun çözümü konusunda sizinle işbirliği yapacaktır. Çözümü mümkün sorunlarını çözdüğünde daha başarılı ve keyifli bir akademik hayat sürdürecektir. Kendinden emin ve mutlu bir birey olacaktır." diye konuştu. 

Bu durumdaki çocuğun, muhakeme yeteneğinin tam olarak gelişmemiş olmasının da etkisiyle ani ve yanlış kararlar alabileceği uyarısını yapan Ayık, sözlerini, "Aşırı ve olumsuz bir tepki geleceği korkusuyla evden kaçabilir, kendisine zarar verebilir. Yine yanlış arkadaş ortamlarına ve yanlış davranışlara yönelebilir. Ailesinden uzaklaşır ve onlara öfke duymaya başlar." diye tamamladı.

Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI