Liz Truss, İngiltere'nin tarihindeki üçüncü kadın başbakan

İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, iktidardaki Muhafazakar Parti'nin yeni lideri seçildi. Truss yarın Kraliçe 2. Elizabeth tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilecek ve ülkenin yeni başbakanı olacak. İngiltere'de Truss'tan önce başbakanlık yapan kadın siyasetçiler Margaret Thatcher ve Theresa May'di.

05 Eylül 2022 16:23 | Kategori: Avrupa

Liz Truss, öğrenciyken okulda sahnelenen bir oyunda eski başbakanlardan Margaret Thatcher'ı canlandırmıştı. 39 yıl sonra, gerçek hayatta Muhafazakar Parti'nin yeni lideri ve İngiltere'nin yeni başbakanı oldu.

Haftalardır devam eden liderlik yarışına ülkenin içinde bulunduğu ekonomik güçlüklerin nasıl aşılacağı tartışmaları damgasını vurdu.

Verdiği mülakatlarda ve parti üyeleriyle yapılan toplantılarda, son 20 yıldır -kendisinin de içinde yer aldığı - hükümetlerin izlediği ekonomi politikalarının büyüme sağlayamadığını söyleyerek eleştiren Truss'ı, rakibi eski Maliye Bakanı Rishi Sunak'tan farklı kılan en önemli nokta, geçim sıkıntısı içindeki kesimlere yardım paketleri yerine, derhal ve ciddi oranlarda vergi indirimleri vadetmesi.

Truss, bu politikanın zaten 40 yılın en yüksek düzeyine çıkmış görünen enflasyonu daha da körükleyeceği eleştirilerini reddediyor, aksine alım gücünü artırarak boğulan ekonomiye nefes aldıracağını savunuyor.

Yakın çevresinde, yüzde 20 olan KDV'nin yarıya indirilmesi dahil birçok vergi indirimi önerisi dile getiriliyor ama Truss henüz planlarını detaylandırmadı.

Liz Truss, kamu çalışanlarının maaşlarının yaşadıkları bölgedeki fiyat artışlarına endekslenmesi yolundaki planından ise partisinin önde gelen isimlerinden, Londra dışında çalışan memurların ücretlerinde önemli düşüş anlamına geleceği eleştirileri gelince vazgeçti.

Truss son olarak başbakan olması halinde bir hafta içinde enerji krizine çözüm bulmaya yönelik bir planı kamuoyuna açıklama sözü verdi. Halkın "enerji faturalarını ödeyebilmesine yardımcı olmak için derhal harekete geçeceğini" söyledi ancak planının ayrıntılarını açıklamadı. Ancak enerji faturalarının bir süre dondurulmasının da seçenekler arasında olduğu bildiriliyor.

Truss liderlik yarışı sürecinde ekonomi konusunda şu ana kadar:

Geçen yıl içerisinde artırılan sosyal sigorta primlerini yeniden düşürmeyi

2023 yılında yüzde 19'dan yüzde 25'e çıkarılması planlanan kurumlar vergisi artışını iptal etmeyi

Enerji fiyatlarına "yeşil" projelere harcanması için eklenen vergiyi askıya almayı

Vergi kesintilerini Covid borçlarını daha uzun vadeye yayarak karşılamayı

Ülkenin farklı bölgelerinde serbest ticaret bölgeleri yaratmayı

Savunma bütçesi için belirlenen hedefi 2026 için yarım puan artırarak GSYİH'nın yüzde 2,5'u, 2030 için yüzde 3'üne çıkarmayı vadetti.

Anne ve babası 'sol eğilimli'

47 yaşındaki Liz Truss, geçen yıl İngiltere'nin ikinci kadın dışişleri bakanı olmuştu. Truss parlamentoya seçildiğinden bu yana hükümette iç ve dış politikaya ilişkin bir dizi önemli göreve getirilmişti.

1975 Oxford doğumlu Truss, matematik profesörü olan babası ile hemşire olan annesinin "solcu" olduklarını söylüyor. Ama o aile geleneğini sürdürmemiş.

Erkek kardeşi bir keresinde BBC radyosunda, çocukluklarında aile içinde Monopol gibi oyunlar oynamayı sevdiklerini fakat kaybetmekten nefret eden Liz'in oyunu kazanamamaktansa ortalıktan kaybolmayı tercih ettiğini anlatmıştı.

Oxford Üniversitesi'nde felsefe, politika ve ekonomi okuyan Truss öğrenciler arasındaki siyasi faaliyetlere aktif olarak katıldı ve siyasette önce Liberal Demokrat sonra Muhafazakar saflarda yer aldı.

Okulu izleyen yıllarda Shell ve Cable & Wireless şirketlerinin muhasebe bölümlerinde çalıştı fakat hep politikaya atılmayı istiyordu.



Truss 2016 yılında Adalet Bakanlığına getirilmişti

Ateşli 'peynir' konuşması

2001 yılında siyasete atıldı ancak 2001 ve 2005 seçimlerinde milletvekili seçilemedi. 2006 yılında Londra'da Greenwich belediye meclisi üyeliğine seçildi ve 2008'den itibaren merkez sağ düşünce kuruluşu Reform'un başkan yardımcılığını üstlendi.

2010 yılında David Cameron'un liderliği döneminde South West Norfolk bölgesi milletvekilliğine seçilmeyi başardı.

Bu dönemde Birleşik Krallık'ın uluslararası düzeyde güçlenebilmesi için devletin ekonomik hayata müdahalesinin asgari düzeye indirilmesini savunan Britannia Unchained kitabının yazarları arasında yer aldı ve Muhafazakar Parti içerisinde en sıkı serbest piyasa savunucularından biri olarak öne çıktı.

2012 yılında Eğitim Bakan Yardımcısı olarak Muhafazakar-Liberal Demokrat koalisyon hükümetine katıldı. Liberal Demokrat Parti'nin lideri Nick Clegg ile eğitim reformu konusunda anlaşmazlığa düştüyse de 2014 yılında Çevre Bakanlığı ile ödüllendirildi.

2015 yılındaki parti konferansında Birleşik Krallık'ın peynir ithalatı konusunda "Peynirimizin üçte ikisini ithal ediyoruz. Bu utanç verici bir şey" diye başladığı uzun ve ateşli konuşma bir süre alay konusu olduysa da yükselişi devam etti.

2016 yılında yapılan Brexit referandumunda Avrupa Birliği'nde kalmaktan yana tutum aldı. O sırada Sun gazetesine yazdığı makalede Brexit'in "üçlü bir trajedi" olacağını AB ile ticarette çok daha fazla bürokrasi ve kural getireceğini savundu. Ama referandumda savunduğu çizgi yenildikten sonra bu fikrini değiştirdi ve Brexit'in herşeyi yeniden şekillendirmek için bir fırsat sunduğunu savundu.

2016 yılında Theresa May hükümetinde Adalet Bakanı oldu, ve bir yıl sonra da hükümetin ekonomik programının kalbi olan Hazine Baş Müsteşarlığına getirildi.

Boris Johnson 2019'da başbakan olduğunda önce Uluslararası Ticaret Bakanı sonra da Dışişleri Bakanı oldu.

Diplomatik gaf ve sıkıntılar



Ukrayna'nın işgalinden bir kaç hafta önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı ortak basın toplantısında buz gibi bir hava esmişti

Truss, Rusya 24 Şubat'ta Ukrayna'yı işgal etmeye başladığında partisi içinde en sert tutum alan politikacılardan biri oldu ve bütün Rus güçlerinin Ukrayna'dan sürülüp atılması gerektiğini savundu.

Ayrıca İngiltere'den Ukrayna saflarında savaşmaya gidebilecek kişileri teşvik eden açıklamaları ile tepki çekti.

Dışişleri Bakanlığı döneminde AB ile bir türlü çözülemeyen Kuzey İrlanda Protokolü konusunu, Birlik ile varılan Brexit sonrası ilişkiler anlaşmasının bazı hükümlerini çiğneyerek çözmeye çalıştı ve AB tarafından şiddetle eleştirildi.

İran cezaevlerinde tutulan iki İngiliz vatandaşının serbest bırakılması onun dışişleri bakanlığı döneminin bir başarısı olarak sunuldu.

Son olarak geçtiğimiz günlerde Truss'ın, kendisine yöneltilen, "Fransa lideri Emmanuel Macron'u dost mu düşman mı olarak görüyorsunuz" sorusuna "henüz belli değil" anlamında "Jüri hala izliyor" minvalli bir yanıt vermesi bir eleştirilere konu oldu.

Macron bu sözlere, "lideri kim olursa olsun, hatta liderlerinin hatalarına rağmen" İngiltere'nin daima Fransa'nın dostu olduğunu söyleyerek yanıt vermişti.

Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI