Irkçı katillere ömür boyu hapis!..

10 kişiyi öldürmeku suçlanan aşırı sağcı NSU örgütüne yönelik davada karar açıklandı. Mahkeme heyeti baş sanık Zschäpe'yi suçlu bularak ömür boyu hapis cezasına çarptırdı.

11 Temmuz 2018 07:40 | Güncelleme :11 Temmuz 2018 11:12 | Kategori: Dünya

10 kişiyi öldürmek, banka soygunları yapmak ve bombalı saldırılar düzenlemekle suçlanan aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütüne yönelik beş yıldır devam eden davada bugün gözler Münihteydi. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde görülen davada Manfred Götzl başkanlığındaki heyet, baş sanık Beate Zschäpe ve dört sanık hakkındaki kararını açıkladı. Mahkeme heyeti davanın baş sanığı Beate Zschäpe'yi suçlu bularak ömür boyu hapi cezasına çarptırdı.



Baş sanık Beate Zschäpe

Protesto gösterisi düzenlendi

NSU örgütüne yönelik davanın karar duruşması öncesinde Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi binası önünde gösteri düzenlendi. Gösteri öncesinde NSU kurbanları için bir dakikalık saygı duruşunda bulunudu.

"Devlet ne kadar NSU'nun içinde?", "NSU'nun tamamen aydınlatılmasını bekliyoruz", "Nazi terörü ve ırkçılığa karşı birlikteyiz"  yazılı dövizler taşıyan göstericiler duruşma salonuna girebilmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Davanın karar duruşması için yoğun güvenlik önlemleri alındı. Daha sonra başlayan duruşmada mahkeme heyeti 2001-2007 yılları arasında sekizi Türk on kişinin ölümünden sorumlu tutulan aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütüne yönelik kararını açıkladı.



NSU mağdurları ve müdahil avukatların basın toplantısına gazetecilerin yoğun ilgisi vardı.

Başsavcı ne ceza istemişti?

NSU davasında savcılık mütalaasının ve savunmanın alınma süreci yaklaşık 11 ay sürdü. Başsavcıık mütalaasında ana sanık Beate Zschäpe'nin tüm cinayetleri bildiğini, diğer örgüt üyeleriyle cinayetleri birlikte planladığını, suç ortağı olduğunu vurgulayarak ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasını talep etmişti. Savcıık ayrıca Zschäpe'nin şartlı salıverilmemesi için de ihtiyati tevkif istemişti. Zschäpe bu yolla salıverilmesinin ardından da güvenlik denetimi altında tutulabilecek. Zschäpe'nin avukatları müvekkillerinin cinayet ve diğer saldırılara dahil olmadığını, sadece Kasım 2011'de Zwickau'da üçlünün saklandığı evi kundaklamaktan ceza alması gerektiğini savunmuştu.

Başsavcı mütalaasında örgüte yardım etmekle suçlanan Andre E. ile aynı şekilde örgüte yardım etmekle suçlanan tututuklu sanık Ralf Wohlleben hakkında 12 yıl hapis cezası talep etmişti. Davanın diğer sanıkları ise Carsten S. ve Holger G. de NSU örgütüne işlenen cinayetlerde yardım etmekle suçlanmıştı. Başsavcılık Holger G.'nin beş yıl, Carsten S.'nin ise üç yıl hapis cezası almasını istemişti.

NSU örgütü 10 kişiyi öldürmek, iki bombalı saldırı ve 15 soygun düzenlemekle suçlanıyordu. Zschäpe ve diğer iki örgüt üyesi Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos 1998 - 2011 tarihlerinde yeraltına inmişti. Mundlos ve Böhnhardt başarısız bir banka soygununun ardından intihar etmişti. Bu olayın ardından Zschäpe, Mundlos ve Börnhardt ile Zwickau'da birlikte yaşadığı daireyi ateşe vermiş ve birkaç gün sonra da polise teslim olmuştu.



Mahkeme kararının açıklanmasından sonra da NSU’yu aydınlatma çabalarının sürmesi gerektiğine işaret eden Yıldız, "NSU ile ilgili başsavcılıkta yürütülen soruşturmalar devam etmeli” diye konuştu. 

"Babam bir daha öldürüldü”

NSU kurbanlarından Mehmet Kubaşık’ın kızı Gamze Kubaşık ise dava sürecine ve devlet kurumlarının tavrına ilişkin hayal kırıklığını, "NSU babamı öldürdü ama soruşturmayı yürüten güvenlik yetkilileri de onun onurunu yerle bir ederek onu ikinci kez öldürdü” sözleriyle dile getirdi. 

Başbakan Angela Merkel’ın 2012 yılında NSU’nun aydınlatılacağına dair söz verdiğini, ama bu sözün tutulmadığını söyleyen Kubaşık, "Sorularıma yanıt alabileceğimi düşünmüş, yıllarca bu yanıtları beklemiştim. Şimdi ailemle yapayalnız, bu sorularla baş başa kaldık. NSU’nun yüzde yüz aydınlatılacağını düşünmüştüm. Oysa şu anda içimde kocaman bir boşluk hissediyorum” dedi. 

Cinayetlere yardım eden herkesin yargılanması için gerekli soruşturma ve yargılamanın yapılmasını istediğini söyleyen Kubaşık, "Dortmund’da dolaşırken diğer bazı suç ortaklarıyla karşılaşacağım korkusunu yaşamak istemiyorum artık. Artık yeter! Neden başka kişiler hakkında dava açılmadığını bilmek istiyorum. Avukatlarımızdan dosyalar gizlenmesin artık. Anayasa Koruma Teşkilatı artık çıkıp neler bildiğini açıklasın, neden gizliyorlar?” şeklinde konuştu.

 "Her taşın altına bakılmadı”

Müdahil avukatlardan Sebastian Scharmer ise başsavcılığın NSU’nun üç kişilik bir hücre olduğu tezinin gerçeği yansıtmadığını, NSU’nun bir "terör ağı” olduğunu belirterek, "Hüküm giyecek beş kişi, daha geniş bir ağın sadece bir parçası. Diğer destekçiler ve muhtemelen suç ortakları hâlen günümüzde serbestçe dolaşıyor” dedi.

Başsavcılığın "her taşın altına baktığı” iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunan Scharmer, NSU’nun ortaya çıkmasının ardından, devlet kurumlarının gerçeklere ulaşıp kendilerine güveni yeniden inşa etme fırsatı yakaladığını, ancak aradan geçen sürede yaşananların, bunun tercih edilmediğini gösterdiğini söyledi. 

Avukat Scharmer, yanıtı alınamayan soruların gündeme getirilmeye devam edileceğini söylerken, "Federal ve eyalet içişleri bakanlıklarına, belgelerin imha edilmesinin önlemesi için hemen moratoryum ilan etmeleri çağrısını yapıyoruz. Çünkü Münih’te kararın açıklanmasıyla belge imha sürecinin yeniden yaşanmasından ciddi bir endişe duyuyoruz” uyarısını yaptı. 



"Yaramız kanamaya devam edecek”

NSU’nun Köln’deki bombalı saldırısında ölümden dönen Kemal G. de basın toplantısında söz aldı. 

Kemal G., "Baştan beri bunun bir senaryo olduğunu söylüyorum. Bir ağ, bir güç bir senaryo çizmiş. Kendileri yazdı, kendileri oynadı. Münih'te de bir final günü oynayacaklar. Umudumuz yok, beş piyon ceza alacak, 5-6 yıl sonra dışarı çıkacaklar. Yaramız kabuk bağlamaya değil, kanamaya devam edecek” diye konuştu.

Yine Köln’deki saldırıda yaralanan Arif S. ise 9 Haziran 2004'teki bombalı saldırıyla hayatlarının karardığını kaydetti ve saldırıyı yapanların kimin tetikçileri olduğunu öğrenmek istediklerini söyledi. 

"Bizler bu ülkenin bir parçası olduk. Hayallerimiz vardı, umutlarımız vardı. Buranın hak, adalet ve eşitliğine inanıyorduk” diyen Arif S., "Devlet bu olayları aydınlatmada sınıfta kaldı” ifadesini kullandı. 

 Siyasetçilere ve medyaya sitemde bulunan Arif S. şunları kaydetti: 

"Gerek siyaset, gerekse medya kuruluşları yabancılar üzerinde kin ve nefret söylemlerini artırarak şiddete başvurulmasına çanak tuttular. Ey demokratım diyen, yabancıları savunur gibi görünen milletvekilleri, bizler Münih’e gelip gidiyoruz, bir kez geldiğinizi görmedik. Neredeydiniz? Bizler sizlerden çok şey değil, sadece manevi destek bekledik. Cesaretle, yürekle, korkmadan ırkçılığın üzerine gidebilmenizi…”

Almanya yakın tarihinin en önemli davası olarak nitelendirilen NSU davası, Nürnberg mahkemeleri ve Kızıl Ordu Fraksiyonu RAF davaları ile kıyaslanıyor. Maliyeti 30 milyon euroyu aşan NSU davası, en uzun yargılama süreçlerinden birini oluşturuyor.

Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI