Türkiye - AB ilişkilerinde son durum nasıl yorumlanıyor

Ankara, Avrupa Birliği Zirvesi kararlarında Türkiye'ye göçü önleyici kapı bekçisi rolü biçildiği görüşü ve özellikle Gümrük Birliği'nde somut adım atılmaması nedeniyle memnuniyetsizliğini ifade ediyor.

26 Haziran 2021 09:31 | Kategori: Dış Politika

Avrupa Birliği Zirvesi’nde Türkiye’yle ilgili kamuoyuna duyurulan kararlar, Türk Dışişleri Bakanlığı’nca eleştirildi. Dışişleri Bakanlığı’ndan bugün yapılan açıklamada, "Bu kararlar, beklenilen ve gereken adımları içermekten uzaktır” tepkisi gösterildi. Açıklamada, "Türkiye, gerginliğin düşürülmesi, diyalog ve işbirliğinin başlatılması bakımından üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirmiştir. AB’nin, gerginliğin düştüğünü teslim edip, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi dahil olumlu gündemi hayata geçirmeye yönelik somut kararlar almayı ertelemesi, bir oyalama taktiği, irade eksikliği ve bir iki üye ülkenin AB üyeliklerini kötüye kullanması olarak görülmektedir. Metinde adaylık statümüze atıfta bulunulmasından kaçınılması da bu görüşümüzü teyit eder niteliktedir" denildi. Bu açıklamayla Türkiye, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için somut herhangi bir adım atılmasını öngörmeyen AB Zirvesi kararlarıyla oyalandığı görüşünü ortaya koydu.

AB Zirvesi kararları doğrultusunda Brüksel, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında gönderme kararı aldığı 485 milyon Euro ek desteğin ardından şimdi de Türkiye’ye Suriyeli sığınmacılar için 3 milyar Euro destek bütçesi ayrılacağını duyurdu. Ancak bu miktarın gönderilmesi için AB Konseyi ve AB Parlamentosu’nca onaylanması gerekiyor.

Türkiye ise, Brüksel’in göndermeyi öngördüğü 3 milyar Euro’luk destekle ilgili "Yeni mali yardım paketi, Türkiye’ye değil, Suriyeli sığınmacılara yönelik olup, esasen AB’nin kendi huzur ve güvenliğinin teminatı için atılacak bir adımdır. Göç işbirliğinin sadece mali boyuta indirgenmesi, büyük bir yanılgıdır. Bu alanda yakın işbirliği hedeflenmesi herkes için yararlı olacaktır” açıklamasını yaptı. Dolayısıyla Türkiye tarafı, ülke içerisinde barındırdığı Suriyeliler başta olmak üzere sığınmacı nüfusla ilgili AB’nin sadece belirli ve sınırlı hizmet kalemleri için bütçe ayırmasını yeterli görmüyor. Ankara, AB’nin mali desteğini Türkiye’nin Avrupa’ya göçü engelleyerek sığınmacıları kendi topraklarında tutması için yetersiz bir yaklaşım olarak yorumluyor.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç de, AB Zirvesi kararlarıyla ilgili "Bizim beklentilerimizi karşılamaktan uzak. Somut gündemi hayata geçirmemesini oyalama taktiği görülüyoruz. Göç konusu ise sadece mali boyuta indirgenemez. Bu konu, ‘Biz size para verelim siz göçmenleri engelleyin’ denilebilecek bir husus değil. AB’nin göç konusunda ülkemizin üstlendiği külfetin farkında olmalıdır. Konsey’in kararı bu yönde bir iradeyi ortaya koyuyor” değerlendirmesini paylaştı.

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, Brüksel’in üyelik müzakerelerine ilişkin takvim açıklanmamasına da tepki gösterildi. Açıklamada, "AB, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanlarında diyalog önermek yerine, katılım müzakerelerinin önünü açarak, 23. ve 24. fasıllarda ülkemizde daha hızlı gelişme kaydedilmesinin zeminini oluşturabilecektir” denildi.

AB somut adım yokluğunu "pozitif gündem” gerekçesiyle açıkladı

Öte yandan AB tarafı ise, Türkiye’ye bakışında "hukukun üstünlüğü, demokratikleşme, İstanbul Sözleşmesi kararı” gibi başlıklara önem verdiği iddiasını koruduğunu da öne sürüyor ancak bu konularda Ankara’ya yönelik herhangi bir yaptırım kararı alınmaması da "pozitif gündem odaklı” ilerlemeyle gerekçelendiriliyor.

AB tarafı, Gümrük Birliği’nin güncelleştirilmesi noktasında henüz somut adım atılmamasıyla ilgili Ankara’daki kabine değişikliği kaynaklı müzakerelerde gecikme yaşandığını işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ruhsar Pekcan yerine atadığı Mehmet Muş’un 14 Haziran’da Brüksel’de temaslarda bulunduğunu anımsatan AB tarafı, Gümrük Birliği üzerinde teknik görüşmelere gecikmeli başlandığını ancak bunun sadece bakan değil ilgili bakan yardımcısının da değişmiş olması kaynaklı olduğunu dile getiriyor.

AB tarafı, Gümrük Birliği’ni güncellemek üzere Temmuz ayında ilk teknik komisyon toplantısı yapılacağı bilgisini de vurguluyor. Dolayısıyla AB tarafına göre, süreç gecikmeli başlasa da teknik müzakereler yürütülecek.

AB Zirvesi kararlarında Türkiye’yle ilgili üyelik müzakeresine ilişkin herhangi bir fasıl açılması öngörülmemesine rağmen AB tarafı, mevcut durumu "pozitif gündem odaklı” olarak yorumluyor. Ancak olumlu gündem izlendiği iddiasına karşın Brüksel’in, Ankara’yla sağlık, iklim, terörle mücadele ve bölgesel meselelerde üst düzey diyalog takvimine ilişkin herhangi bir planlaması henüz bulunmuyor.

AB tarafı, Türkiye dışında Ürdün ile Lübnan’a ve ayrıca Suriye içindeki Birleşmiş Milletler örgütlerine yönelik 2.2 milyar Euro’luk mali yardım öngörüldüğünü vurgulayarak, sosyal koruma, eğitim gibi başlıklara öncelik verildiğini aktarıyor.

Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI