"ABD'nin bölgedeki varlığı son bulmalı..."

Suriye'de cihatçıların elindeki İdlib'e yönelik olası bir operasyonun zamanı belirsizliğini korurken, Astana sürecinin garantör ülkelerinin liderleri olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Tahran'da bir araya geldi.

07 Eylül 2018 07:38 | Güncelleme :07 Eylül 2018 20:39 | Kategori: Dış Politika

İran'ın başkenti Tahran'da İdlib'in kaderi için belirleyici olacağı belirtilen zirvenin başında söz alan ilk isim olan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani şu ifadeleri kullandı:

"Suriye'de terörizmle mücadele için bu buluşma ne geçmişte ne gelecekte kendi kararımızı kabul ettirmek üzerine olmamıştır. Suriye halkı dostumuzdur. Bölgedeki bazı ülkelerin terörizmle ilgili endişelerini anlıyoruz, ama bu endişeler için en iyi yönetmin Suriye hükümetiyle organize olmadan doğrudan müdahelenin krize neden olacağını biliyoruz.

RUHANİ: KANUNSUZCA SURİYE'DE BULUNAN ABD'DEN OLUMLU ADIM BEKLENEMEZ

Rejim örgütlerinin savaş yönteminin yanlış olduğunu düşünüyoruz. Kalıcı barış için terörizmle mücadele etmek gerekir. ABD ve siyonist rejiminin terörizm destekleyicileri, hengame yaratarak suçu değiştiremezler. Kanunsuzca Suriye'de bulunan ve tecavüze gerçekleştiren ABD hükümetinden olumlu ve yapıcı bir adım beklenemez. Suriye'de kalıcı barışla ulaşması için ciddi sorunlar yaratmaktadır.

'SURİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN HER TÜRLÜ ROL SURİYE'YE AİT'

Yüz binlerce Suriyeli'nin komşu ülkelerde bulunması olumsuz hava yaratır, derhal topraklarına dönmeleri için yardım edilmelidir. Suriye'nin geleceği için her türlü rol Suriye'ye aittir.

İdlib'te teröristlere karşı mücadele sivillere zarar vermemelidir ve yakıp, yıkıcı olmamalıdır. Yabancı askeri güçlerin topraklardan çıkması Suriye'nin geleceği açısından önemlidir. Libya'da dış güçlerin müdahalesi, geçmiş tecrübeler Suriye'nin geleceği açısından da önemlidir. Dünya özellikle bizim bölge dış müdahale, bazı hükümetlerin maceraperetliği yüzünden çok fazla insani kayba neden olmuştur. Yemen krizi ve dünyadaki benzer krizleri çizecektir. Bölgede ve dünyadaki kriz yaşayan ülkelerin geleceği ve barış sürecini belirleyemez.

Eski, acı ve tatlı deneyimleri göz önünde bulundurarak, önümüzde çok kısa olmayan bir yolumuz var. Suriye krizinde iş birliğimiz bölgedeki diğer krizlerin çözülmesi için rol oynayabilir.

'SURİYE'DE GÜVENSİZLİĞİN SON BULMASI İÇİN ABD'NİN VARLIĞI SON BULMALI'

Suriye'de barışın gelmesi için, her müzakerede Suriye'de toprak bütünlüğüne saygı duyulmalıdır. Terörizm son bulana kadar özellikle İdlib'De terörle mücadele bulunmalıdır. Suriye'de güvensizliğin son bulması için ABD'nin varlığı son bulmalıdır. Suriye krizinin çözülmesi için Suriye'de barış için üç ülkenin iş birliğine saygı duyulmalıdır."

PUTİN: İDLİB'DE PROVOKASYON HAZIRLIĞI VAR

Ruhani'nin ardından konuşan Rusya lideri Vladimir Putin de Suriye'de normalleşme sürecinde önemli bir yol alındığını belirten Putin bu ülkede terörist tehdidin ise başta İdlib'de olmak üzere devam ettiğini söyledi. Rus lider, İdlib'deki terörist grupların bir kimyasal saldırı tezgahlayarak provokasyon yapmaya hazırlandığını da kaydetti. Putin "Ortak mutabakatlarımızın başarılı şekilde hayat geçirilmesi siyasi çözüm sürecini ilerletebildi. Özellikle Suriyeliler kendi başına ülkenin kaderini tayin etmeye imkan bulacaklar" dedi.

'SURİYELİLERİN KENDİ ÜLKELERİNİN GELECEĞİNİ BELİRLEMEYE BAŞLAMASI İÇİN TÜM KOŞULLAR HAZIR'

Putin, "Suriyelilerin kendi ülkelerinin geleceğinin nasıl olacağını bağımsız bir biçimde belirlemeye başlaması için gereken tüm koşullar oluşturuldu" ifadelerini kullandı.  Rus lider, Suriye'ye insani yardım çabalarının sistemli bir hale getirilip Suriyeli göçmenlerin kitlesel halde evlerine dönmesinin sağlanmasının yararlı olacağını da söyledi.

Putin sözlerini şöyle sürdürdü: "(Suriye'de) güvenlik güçleniyor, iş bulabilen sivillerin sayısı artıyor. Bununla ilişkili olarak Rusya'nın girişimi ile Suriyeli göçmenlerin ve ülke içinde yerinden edilenlerin evlerine dönebilmeleri içi uluslararası bir yardımlaşma yapılması planlanıyor. Bu girişim, İranlı ve Türk partnerlerimizden de destek görüyor."

'ŞAM, ANAYASA KOMİSYONU KONUSUNDA ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPTI; BUNDAN SONRA MUHALİFLER KENDİ ÜSTLERİNE DÜŞENİ YAPMALI'

Ayrıca Putin, Suriye'nin yeni anayasasını hazırlayacak komitenin oluşturulmasına yönelik çalışmalara hız verilmesi gerektiğini söyledi. Rus lider, anayasa komisyonu konusunda Şam'ın üstüne düşeni yaptığını belirtip bundan sonra muhaliflerin kendi üstlerine düşeni yapması gerektiğini kaydetti.

'TERÖRİSTLERLE MÜCADELEDE İDLİB'DEKİ SİVİLLERİN DE HESABA KATILMASI LAZIM'

Rusya lideri, İdlib'deki duruma ilişkin olarak ise, "İdlib'de çok sayıda sivil var. Bu nedenle buradaki teröristlerle mücadelede bunun da hesaba katılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Rus lider, İdlib'deki teröristlerin saldırılarını görmezden gelinemeyeceğini de vurguladı. Ayrıca Putin, İdlib de dahil olmak üzere ülkenin her yerinde kontrol sağlamanın, Suriye hükümetinin meşru hakkı olduğunu söyledi.

ERDOĞAN: GERGİNLİĞİ AZALTMA BÖLGELERİ FARKLI BAHANELERLE TASFİYE EDİLDİ, GERİYE İDLİB KALDI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise konuşmasına Ruhani ve Putin'e teşekkür ederek başladı. Erdoğan, şunları söyledi:

"Zirveden çıkacak sonuçlar tüm dünya tarafından şu anda sabırsızlıkla bekleniyor. Alacağımız kararlarda bu beklentileri boşa çıkarmayacağıma inanıyorum. Asgari müşterekler suriye'nin siyasi birliğinin sağlanması, toprak bütünlüğünün korunması ve ithilafa barışçıl bir siyasi çözüm bulunmasıdır. Bu amaçla baştan beri sahada şiddetin durdurulmasını, insani durumun iyileştirilmesini ve siyasi sürecin önünün açılmasını hedefledik.

Aynı anlayışla Cerablus, El Bab ve Afrin gib iyerlerde sahaya inerek terörist unsurları bölgeden temizledik. Böylece Suriye topraklarını güvenli hale getirerek huzur ve istikrarı temin ederek, mültecilerin evlerine dönebileceği şartları hazırlamaya çalıştık.

Diğer taraftan yine Astana kapsamında hayata geçirdiğimiz en kritik adım gerginliği azaltma bölgelerinin tesisidir. Ancak zamanla bunlar farklı bahanelerle tek tek tasfiye edildi. Bugün sadece İdlib kaldı. Her ne gerekçeyle olursa olsun İdlib'e yapılan ve yapılacak bir saldırı felaketle, katliamla ve çok büyük bir insani durumla sonuçlanacaktır.

'İDLİB'İN KAN GÖLÜNE DÖNMESİNİ İSTEMİYORUZ'

Çoğunluğu Suriyeli 4.5 milyon topraklarında halen barındırmakta olan Türkiye, mülteci ağırlama kapasitesini zaten doldurmuştur. Rus ve İranlı dostlarımızın İdlib'deki güvenlik endişelerini elbette anlıyoruz. Benzer kaygıları en az sizler kadar bizler de duyuyoruz. Ancak İdlib gibi her şeyin iç içe olduğu bir yerde teröristlere karşı mücadelede zaman ve farklı yöntemlere ihtiyaç var. İdlib'in kan gölüne dönmesini asla istemiyoruz. Dostlarımızdan da bu çabalarımızda bize destek olmanızı bekliyoruz. Meseleyi Astana ruhuna uygun şekilde çözmeyi hedeflemeliyiz. Zira Astana'nın itibar ve güvenliğinin sınanacağı son fırsattır. Türkiye'nin İdlib konusundaki hassasiyesinin ve kararlılığının doğru anlaşılmasını sizlerden özellikle rica ediyorum. Astana garantörlerinin Suriye'de yeni bir şiddet dalgası ve insani kriz yaşanmayacağına dair kamuoyuna mesaj vermesi gerekmektedir.
DEAŞ tehdidi ve tehlikesi kalmamasına rağmen Amerika'nın bölgede bir diğer terör örgütünü güçlendirmeye devam etmesinden fevkalade rahatsızız. Türkiye, özellikle Suriye'nin siyasi, coğrafi gerçek bütünlüğü sağlanana kadar bölgedeki varlığını korumakta kararlıdır. Tehdidin kaynağına ve boyutuna göre adım atmayı sürdüreceğiz."

'TÜRKİYE'NİN ÖRTÜLÜ GÜVENCESİNİN, ESED REJİMİNİN İNSAFINA BIRAKILMASINA RAZI GÖSTEREMEYİZ'

Erdoğan, "Ülkemizin sağladığı örtülü güvencenin, kendi halkına yönelik katliamları hala hafızalarımızda olan Esed rejiminin insafına bırakılmasına rıza gösteremeyiz" diye konuştu. Bundan sonraki toplantının Rusya'da yapılacağını söyleyen Erdoğan, oradaki toplantıya çok daha olumlu gelişmelerle gitmeyi temenni ettiğini söyledi.

RUHANİ: ABD'Yİ FIRAT'IN DOĞUSUNDAN ÇIKMAYA ZORLAYALIM

Erdoğan'ın ardından bir kez daha söz alan Ruhani, "ABD'yi Fırat'ın doğusundan çıkmaya zorlayalım, çünkü krizin devam etmesindeki en büyük etken ABD'dir" dedi.

ERDOĞAN: İDLİB'DE GÖÇ BAŞLADI, BİZİM SINIRLARA DOĞRU GELİYORLAR, ATEŞKES SAĞLANMALI

Erdoğan da ateşkes konusunda adım atılmasında büyük bir fayda olduğunu belirtip İdlib halkının korktuğunu söyledi. "İdlib'de göç ve iltica başladı" diyen Erdoğan, "Bizim sınırlara doğru geliyorlar, bir ateşkes sağlanmalı. Teröristlere karşı alınacak tedbirler birlikte alınmalı. İstihbarat güçlerimizin müşterek çalışması önem arz ediyor. Bu konuda süratle adım atılmalı, ateşkesin sağlanması çok çok önem arzediyor. (…) Burada bir ateşkes ilanı yapabilirsek zirvenin en önemli adımlarından biri bu olacak ve sivilleri ciddi manada huzurlu kılacak, rahatlatacak" ifadelerini kullandı.

"Bu konuyla ilgili bir adımın atılması ve böyle bir ilanın yapılması bu zirvenin de zaferi olacaktır diye düşünüyorum" ifadesini kullanan Erdoğan, "Sayın Putin'in anayasa ile ilgili zaten bu adımlar atıldı, şu anda 45 kişilik bir liste belli. Bu anayasa ile ilgili çalışmalar da hız kazandığı takdirde Suriye'de artık halk genel itibarıyla beklentilerine doğru gidildiğini görmüş olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

ERDOĞAN BİLDİRİDE ATEŞKES İFADESİ OLMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ, PUTİN 'SİLAHLI MUHALİFLERİN, NUSRA'NIN, IŞİD'İN YERİNE KONUŞAMAYIZ' DEDİ

Zirveye ilişkin bildirinin okunmasından önce ise Erdoğan ısrarla bildiride İdlib için ateşkes ifadesinin olması gerektiğini vurguladı. Putin de bunun üzerine şu ifadeleri kullandı: "Burada görüşme masasında silahlı muhaliflerin temsilcileri ya da Nusra Cephesi ile IŞİD'in temsilcileri yok. bana göre, Türkiye Cumhurbaşkanı genel olarak haklı; bu iyi olurdu. Fakat biz onların adına konuşamayız.  El Nusracılar ya da IŞİD'ciler adına, ateş etmeyi bırakacakları ya da bomba yüklü insansız hava araçları kullanmayı bırakacaklarının sözünü veremeyiz."

ERDOĞAN: NUSRA OLSUN, HTŞ OLSUN, HEPSİ İÇİN, BİR DEFA SİLAHI BIRAKIN

Bunun üzerine Erdoğan şu yanıtı verdi: "Burada 'ateşkes' ifadesi eğer yer alacak olursa bu yapılacak açıklamada çok daha isabetli olacaktır diye düşünüyorum. Üçüncü maddeyi bu güçlendirir. 3. madde çok diplomatik ama buraya bir de ateşkes ifadesini koyarsak bu işi çok daha güçlendirecektir, rahatlatacaktır. Nusra olsun, HTŞ olsun, hepsi içini bir defa silahı bırakın. Silahı bırakın ki buraya sulh gelsin. Bu çağrıyı zirveden yapmış olalım."
Rusya lideri, Erdoğan'ın Tahran zirvesinden yapılacak çağrının sadece El Nusracılar için değil tüm teröristler için geçerli olduğunu söylemesi ardından da "Destekliyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a katılıyorum" dedi.

Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI