‘HAYAT ÇÖZÜLECEK BİR PROBLEM DEĞİL, YAŞANACAK BİR GİZEMDİR’

Röportaj: Sezai ŞENGÖNÜL
Dedemler Kufe’den gelmişler, Hz. Hasan ve Hüseyin’i çok severlermiş. Dedem idam edileceği zaman onu sevenler, hapishaneden kaçırmışlar. Dedem çok evlilik yapmış ve ailecek Şam’dan gelmişler. Dört kardeşlermiş. Babamın adı Mustafa. Seyyar gazetecilik yaparmış. Önceleri kuş beslemeyi çok sevdiği için “kuşçu” lakabıyla da anılırmış. Daha sonra bu işi yapmamaya karar vermiş ve tüm kuşları salıvermiş. “Tekbilek” soyadını almasına vesile olan tren kazasında bir bileği ezildiği için, hekimler elini kesmek zorunda kalmış. Bileği kesildikten sonra da babam “Tekbilek” soy ismini almış. Ben 1951 yılında Adana’da doğdum.
Eğitim hayatınız nasıl geçti?
İlkokulu Adana’da İstiklal İlköğretim Okulu’nda okudum. Ortaokul eğitimimi de İmam Hatip Lisesinin 6. sınıfında okurken yarım bıraktım. Ama okumayı asla bırakmadım. Sürekli ve hep okurum.Kitap okumayı ve merak ettiğim şeylerin cevabını bulmanın peşini hiç bırakmadım.
Renkli bir çocukluk dönemi geçirdiğinizden bahsederken komşuluk ilişkilerinin o zaman ki güzelliklerine de değinmiştiniz bir ara, bize yansıtmaya çalışsanız o renklerden, bıraktığı izler oranında…
Tabi… Çok sıcaktı insan ilişkileri, öğleden sonraları herkes kapısının önüne çıkar, orada kimisi el işi işler, kimisi çay demler, kimisi kısır yapardı. Komşular birbirinin her şeyini bilirdi, hiç kimse yabancı gibi hissetmezdi o mahallede kendini. Herkesin evinin içinde pişirilen bilinirdi. Hasta olan, aç kalan bilinir ve ona göre davranılırdı. Herkes mutfağında pişen yemekten muhakkak yakın bir kaç komşusuna bir tabakta olsa götürürdü. Çocuklar da o kalabalığın arasında gülle oynarlardı, beştaş oynarlardı, kızlar ip atlar, sek sek oynarlardı. Herkesin çocuğu sanki birbiriyle akraba gibiydi. Her aile diğer ailenin çocuğunu yabancı sınmazdı. Herkes herkesin çocuğuna kendi çocuğu gibi bakar, yedirir ve içirirdi. Hatta bizleri komşu ağabeylerimiz alır sinemaya götürürlerdi, kahveye götürüp ‘oralet’ ısmarlarlardı, kendileriyle veya varsa küçük kardeşleriyle birlikte. Ayırt etmezlerdi yani. Mesela benim bir Erol ağabeyim vardı bunu sık yapardı bizlere. O yılarda annesi de her sene yılın annesi seçilirdi. 14 kardeştiler. Bir düğün olacağı zaman tüm mahalle seferber olurdu, aynı düğün evi gibi heyecan duyarlardı, birbirleriyle yardımlaşırlardı. Bir yere bir sebeple misafir veya (düğün, nişan, cenaze vb.) yatılı olarak gelindiğinde, 3-5 ev birden seferber olur, misafir hangi eve geldiğini unuturdu….
Şu an özlemle yadettiğiniz, burnunuzda tüten o döneme ait birkaç şey söyleyin desek… Sıcağı sıcağına.
Bayramlarda kapı kapı dolaşıp harçlık almak çok eğlenceli idi. O dönemin harçlıkları 25 kuruş, elli kuruş, bir liraydı. İki buçuk lira çok büyük paraydı bizler için. Muhittin amcam, iki buçuk lira verirdi hatırlıyorum. Her şeyi alır, gezer tozar, yer içer bitiremezdim o parayı. Yani o denli iyi para idi o zamanlar. Hayat pahalılığı da yok, her şey biraz daha ucuz. Şimdi ki Sabancı Camisi’nin olduğu yerde lunapark vardı, parayı kapar kapmaz arkadaşlarla soluğu orada alırdık. Hemen hemen her pazar günü piknik için baraj kenarına giderdik. Gezer, top oynardık. Genel de herkes birbirine aşina idi, kaynamış yumurta, domates, salatalık olurdu pikniğin gözdesi. İlginçtir, burada da paylaşım olurdu, tanıdık olsun olmasın, o an yakınlarda olan herkese getirilen nevaleden birkaç tane de olsa, alması için ısrar edilirdi. Teklife muhatap olanlar almazlardı ama sorulurdu yinede. Yani gönül hoşnut olurdu. Bu tür şeyler ufak tefek gibi görülse de selamlaşmaya, muhabbete vesile olurdu. Bir ünsiyet oluştururdu arada. Bu tür şeyler çok özlediğim ve dönemlerden hatırladığım çok güzel anılar. Şimdileri düşündükçe, olanları gördükçe de içim cız ediyor. Çünkü artık böyle güzel davranışlar kalmadı…
Ömer Faruk Tekbilek müzisyen olmasaydı, hangi mesleği icra ederdi?
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
“Şam yönetimi isyancıları izole etmeyi başardı”Fazıl Duygun
Röportaj: İslam Özkan
Sinema ruhun aynasıdır Derviş ZAİM
Röportaj: Sezai ŞENGÖNÜL
Genç yazarlardan beni etkileyen yok...“… Mehmet Akif’in hayatına ait tek kişilik bir oyun yarım kaldı, bunu yapmayı çok istiyordum. Tasarı halinde kalan diğer bir projem ise Suat Derviş, Nihal Atsız ve Deniz Gezmiş ‘in son gecelerine ait bir oyun hazırlamaktı. Aklımdan geçti ama yazamadım…”
Bedirhan Gökçe ile…“Rus edebiyatını severim. Tolstoy, Dostoyevski ve Mark Twain severim, dünya klasiklerinin bir kısmını çocukken okumuşumdur. Dan Brown’ın da hastasıyım diyebilirim.”
"PKK'nın ABD'de yüklü parası var!.."
“Savaşta mum ışığında konser verdim…”
"En rahat Özal döneminde bakanlık yaptım!.."
Dedem bir dönem Yaşar Kemal’in öğretmenliğini yapmış…
“Kolonilerimde aşağı yukarı 50 bin karınca var”
"Çin'in parçalanması belki tüm dünya için faydalıdır"
Bahadır Boysal
17 Yaşındayken "Leman" dergisinde çalışmaya başladım
Kayınvalidem "Masonların kardeşlik sofralarında bulun" dedi
"Türkiye, birçok değerli arkadaşımın yaşadığı yerdir"
“Mektupta çıkan bir bilgiyle, bazen tarihteki bir yanlış düzeltilebilir”
"Ben türkülere tutkunum"
"Beyaz Türk sözcüğü beni rahatsız ediyor"
"Beyaz Türk sözcüğü beni rahatsız ediyor"
“Bazen gelin yanlışlıkla benim ayağıma basar!”
'Patriotlar konusunda davul sırtımızda, tokmak başkasının elindedir!’
"Hükümet, Haçlı zihniyetine hizmet ediyor"
"Mugam kahinlerin söylediği bir müzik dili"
‘Menderes, Ecevit ve Türkeş iyi birer hatipti’
"Suyun mucizevi bir şey olduğuna inanıyorum..."
- YENİ
- EN POPULER
- YILIN EN İYİLERİ
Yardımına Adnan Polat koştu!..Bodrum açıklarındaki Karaada’da, yasak olmasına rağmen 20 metre yükseklikten atladığı Meteor Çukuru’nda, suya yüzü koyun düşerek yaralanan üniversiteli Mehmet Ali İpek’in yardımına Galatasaray Spor Kulübü eski Başkanı, işadamı Adnan Polat yetişti.
Arda saçını kestirdi!..Kupayı kazanmaları halinde saçlarını kesme sözü veren Arda sözünü tuttu ve seçlerini kesti.
Nüfusun 12,5 milyonu gençTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2012 yılı sonu itibariyle Türkiye nüfusunun yüzde 16,6'sını gençlerin oluşturduğunu bildirdi.
Fosseptik çukurundan antik mezar çıktı!..Ağrı'nın Eleşkirt ilçesinde foseptik için çukur kazıldığı sırada bulunan şeyler herkesi şaşırttı. Olay bakanlığa bildirildi.
Van Kedisi'ne 'hediye' yasağı!YYÜ Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi, nesli koruma altında bulunan kedilerin "hediye" edilmesine yasak getird










-----Gördüğüm kadarı ile bireysel menfaatler ön plana çıkmış. Halbu ki karşınızdaki başka biri değil; kendi özümüz, komşumuz, memleket insanım, eşim, dostum ve akrabam. Yani birlikte yaşadığımız, birlikte yaşayacağımız, birbirimizle devamlı ilişki içerisinde olacağımız insanlar, bunlar. Bu insanların problemi memleketimin problemi, bu insanların problemi hepimizin problemi, öyle düşünmeli. Ama böyle bir bakış kalmamış sanki.------- Şapka çıkartılır bu dediklerine Ömer Faruk. Biz olmaktan çıktık
“Hayat çözülecek bir problem değil, yaşanacak bir gizemdir."
Ömrümde duyduğum enfes cümlelerden biri bu. Gizem evet herşey burada saklı.
Güzel memleketimin güzel insanı, selam olsun size.