Yazara E-mail Gönder

Geleceğin dış politika beklentileri

Doğal olarak sınırlar dışı alanlara kayıldığında risklerin artması, yeni rakiplerin ortaya çıkması ve eski ittifaklar içinde bir takım pürüzlerin ortaya çıkması bekleniyordu. Beklenenlerden fazlası da oldu. Doğu Akdeniz’in enerji gelişmeleriyle hareketlenmesi, Yunan, Güney Kıbrıs, Mısır ve İsrail’in bu enerji bölgesinde birlikte hareket etmeleri hem  daha geniş deniz alanlarına gereksinme duyan hem de enerji tüketimini çeşitlendirerek zaman zaman çekiştiği Rusya’ya bağımlığını azaltmak isteyen Türkiye, hem Ege’de  ‘Mavi Vatan’ doktrini, hem de Doğu Akdeniz’de Kuzey Kıbrıs’ın ve kendine ait alanlarda harekete geçti.
Dana önceki gelişmelerle birlikte Türkiye’nin karşısına yeni rakipler çıktı. Suriye’de İdlip konusunda anlaşmaya rağmen, Rusya, Suriye Rejim güçleri ve İran’ın Şii Milisleri ile uğraşmak zorunda kaldı. Suriye’nin kuzeyinde Amerika ve onun müttefik olarak gördüğü YPG-PKK güçleriyle uğraşma zorunda kaldı. Avrupa ülkeleri de Kuzey Suriye’de Amerika’nın yanında yer alırken Rusya Türkiye’ye destek verdi. Irak’ta sınır geçen PKK terörizmi ile uğraşırken, Kuzey Irak otonom bölgesiyle ilişki kuruldu. Irak’ın diğer kısmı ise İran’la işbirliğiyle yönetimini yürütmeğe devam etti.

Doğu Akdeniz konusunda Yunanistan, Güney Kıbrıs, Mısır ve İsrail’in yaptığı anlaşmalarla boğuşurken, Libya’daki meşru olduğu Birleşmiş Milletlerce ileri sürülen Saraç hükümetiyle anlaşma yapılarak deniz alanlarını tespit ederken. Rusların bu bölgede İsyancı Hafter’i destekleyen Ruslara karşı yönlendirdiği İtalya’nın yerini alınca karşısında yukarda saydığım Doğu Akdeniz gevşek koalisyonunun yanına Libya’da yer almak isteyen Fransa ve Körfez Arap ülkeleri eklendi eklendi. Bu durumda Türkiye şimdilik daha ileri hamle yapamadı.

Türk-Yunan çekişmesinde Batı Avrupalılar ve Yunanistan ABD’den Türkiye’ye karşı gerekli desteği bulamadılar. Amerika’nın tavrı yumuşak oldu. Türkiye’yi Libya’da Rusya’ya karşı destekleyip Doğu Akdeniz’de Yunanistan kurmaya çalıştığı koalisyonun yanında yer almadı. Ancak, Yunanistan’daki deniz ve hava üstlerini arttırarak Yunanistan’a dolaylı destek vermiş oldu. Asıl amacı ise Karadeniz’i denetim altına almaktı.

Bu girift ortamda, Türkiye’nin dış politikasını ‘çoklu denge sistemiyle’ yürüttüğü dikkati çekiyor. Böyle bir politika izleyebilmesinin nedeni değişen uluslararası ortamda büyük devletlerin ileriye yönelik politikalarının gerekleri olduğu kadar Türkiye’nin jeopolitik duruma da önemli rol oynuyor. Türkiye’nin üç deniz arasında bağ kurma kapasitesi bulunuyor. Karadeniz, Akdeniz ve Hazar Denizi. Çin’le çekişen Amerika’nın Çin’in İpek yolu projelerini ve genişlemesini bu alanda Türkiye sayesinde önleme olanağı var. Karadeniz’de ise Rusya’yı denetleyecek. Amerika’nın Çin’i çevreleme politikasında Türkiye önemli bir rol oynayabilir. Hindistan ve Türk Devletlerine giden yol Türkiye’nin ipek ve ticaret yolu olabilir.

Bu nedenle Türkiye yeniden dış politikada Almanya ve Amerika’yı ön plana çıkarıyor.

Türkiye’nin etkin olduğu bu üç denizdeki jeopolitik durumu ve müttefiklerine destek kabiliyeti Batı için önemlidir.

Aynı şekilde, bu alanlar Rusya içinde önemli alanlardır. Rusya kendisine bir zamanlar sıkı bağlarla bağlı olan Ukrayna ve Beyaz Rusya’yı zapt etmekte güçlük çekmektedir. Ekonomik durumu bu ülkelere yoğun ekonomik destek vermesini önlemektedir. O halde Karadeniz tabanını elinde tutan Türkiye’yi darıltmak istemeyecektir.
Türkiye yeni alanlarında tutunmak için Avrupa’yı Yunanistan ve Ermenistan’ı yanına çekmeli ve İsrail’le ilgili sorunlarını belli sürelerde çözerek bu eski Osmanlı alanlarını yanına almalıdır. Gelecek Asya’da olduğu için gittikçe ufalan Avrupa, Türkiye’nin isteklerini kabul etmek zorunda kalacak gibi gözükmektedir. Tabii birkaç zaman sonra…

Hasan Köni | Eyl 07 2020 | Ziyaretçi: 9551
Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI