İran halkı seçimlerden ne bekliyor?

İran Cuma günü genel seçimler için sandık başına gidiyor. Reformist adaylardan çoğunun veto edildiği seçimlerde hem meclis üyeleri hem de Uzmanlar Meclisi'nin boşalan sandalyeleri için seçim yapılacak.

21 Şubat 2020 06:46 | Kategori: Ortadoğu

Ancak halkın seçim sonuçlarından fazla bir beklentisi olmadığı yolunda tespitleri yapılıyor. Geçen hafta Tahran Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Merkezi Başkanı Ahmed Nadiri, başkent Tahran’da yaptıkları anketin halkın yüzde 93’ünün devlet yönetiminden memnun olmadığını ve yüzde 76’sının oy kullanmayı düşünmediğini ortaya koyduğunu söylemişti.

Uzmanlara göre, İran halkında sandığa ilgisizliğin nedenleri arasında reform beklentisi kalmaması ve siyasi aktörlere güvensizlik ilk sıralarda yer alıyor. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin halka vaat ettiği açılım politikalarını hayata geçirememesi ve Avrupa’yla yapılan nükleer güvenlik anlaşmasından vazgeçilmesi gibi gerekçelerle İran’ın geleceğine ilişkin kaygılarda artış olduğu ifade ediliyor. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ülkeyi ve devlet yönetimini daha fazla kontrolu altına aldığı belirtilerek, bunun seçimlere katılacak milletvekili adayları konusunda yapılan ön elemeye de yansıdığı vurgulanıyor. Ruhani’nin, eleme sürecinde tüm kesimlere sandıkta temsil hakkı tanınması için taraf tutmama çağrısına rağmen, Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin İran Meclisi’ndeki mevcut seçilmiş 90 milletvekiline yeniden adaylık hakkı tanımadığı işaret ediliyor.



İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Hakkı Uygur

İran’daki seçim atmosferiyle ilgili son tabloyu, İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Hakkı Uygur değerlendirdi.

VOA – "İran halkı yarınki seçimlerde kimleri, ne için seçecek?”

Uygur - "İran halkı, İslam Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana 11. dönem meclisini yani bildiğimiz parlamentoyu seçecek. İran’da halkın doğrudan seçtiği 290 üyeli bir parlamento var. Yalnız şuna dikkat etmek lazım ki İran’daki meclis zaman içinde birçok faktörden dolayı gücünü çok yitirdi. Özellikle Ayetullah Humeyni’nin dini lider veya devrim lideri olmasından sonra ve Humeyni’nin ölümünün ardından ülkede birçok yeni kurul, konsey vesaire kuruldu. Bunlar Meclis’e kıyasla güçlerini çok arttırdı. Dolayısıyla Meclis’in gücü gittikçe kısıtlandı. En son mesela Maliye-i Şeffaf Fiyat Eylem Planı’nda bunu görüldü. Meclis’ten geçmesine rağmen bir şekilde onaylanmıyor. Seçimlerdeki adayları da Anayasa Koruyucular Konseyi eleyebiliyor. Bundan dolayıdır ki çok fazla şu anda İran halkında bir seçim heyecanı görmüyoruz. Zaten propaganda süresi birkaç günle çok kısıtlı.”

VOA – "Anayasa Koruyucular Konseyi’nin adayları eleme süreci nasıl işliyor?”

Uygur - "Eleme süreci İran’da siyasi aktivistlerin, siyasi partilerin en çok itiraz ettikleri konulardan bir tanesi. Anayasa Koruyucular Konseyi’nin (Nigehban) objektif kriterlere sahip olmadığını düşünüyorlar. Mesela bir dönem siz milletvekili olabiliyorsunuz ama öbür dönem elenebiliyorsunuz. Burada Anayasa Koruyucular Konseyi’nin tabiri caizse inisiyatifine kalıyor her şey. Konsey aynı zamanda da siyasi bir aktör. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce kimi zaman hangi adayı desteklediklerini açıklayabiliyorlar. Çok muhafazakar, ultra muhafazakar bir kurum. Ve herkesin belki tırnak içinde bir açığını bulabiliyorlar. Çünkü istihbarat bilgisine dayalı aday elemeleri öncesinde ciddi denetim yapılıyor. Bunların bir kısmı mali suçlar olabiliyor. İşte ‘mal varlığı çok arttı bu dönem, onun için bir dahaki dönem aday olmasına izin vermiyoruz’ diyorlar. Bazen daha farklı yöntemler kullanılabiliyor. Özel hayatları gündeme getirilebiliyor, engellenebiliyor. Kimi zaman da tamamen siyasi. Ali Mutahhari örneğinde gördüğünde gibi. Ilımlı bir milletvekili ve ‘Siz neden işte Ukrayna uçağını vurduğunuzu üç gün geç açıkladınız? Neden Kasım ayında olan olaylar sonucunda ölü sayısı halen açıklanmadı?’ dediği için, politik sebeplerden dolayı da Konsey bu milletvekili hakkında ‘Sizin İslami rejime bağlılığınız zayıfladı’ deyip eleyebiliyor. Dolayısıyla Konsey’in böyle mutlak gücü var. 12 kişilik bir yapı. Altısını doğrudan dini lider, devrim lideri (Hamaney) atıyor. Altısını da dolaylı olarak yargı organı atıyor. Dolayısıyla son derece tek tip bir kurul ve seçimleri müthiş şekilde etkileyebiliyor. Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde yapıyor bu işi. Cumhurbaşkanlığı aday adaylarını eleyebiliyor, hem de parlamentoda aynı görevi yerine getiriyor.”



VOA - "Uzmanlar Meclisi nasıl bir yapı, Meclis’ten farkı nedir?”

Uygur - "Aslında bu Uzmanlar Meclisi, Farsça ‘Hubregan Meclisi’ dedikleri ulemalardan, din adamlarından oluşan bir meclis. Temelde tek bir görevi var. Dini lideri veya devrim liderini seçmekle görevli. Hatta denetlemekle görevli olup-olmadığı konusunda da zaman zaman tartışmalar çıkıyor. ‘Bizim denetleme görevimiz de var’ diyenler sonraki dönemde bu meclise aday olamıyorlar. Anayasa Koruyucular Konseyi, ‘Hayır yok kimse bizim dini liderimizi denetleyemez. O ulvi bir şahsiyettir’ tarzında bir yaklaşıma sahip olduğu için. En son yaptıkları iş temelde Humeyni sonrası Ali Hamaney’i seçmekti. Onun dışında birtakım alt kurulları var ama büyük çoğunlukla yaşlı din adamlarından oluştukları için çok fazla bir görevleri yok. Temelde dediğim gibi eğer Hamaney, bugün, yarın, bir yıl sonra ölürse onun yerine geçecek, onun yerine oturacak kimseyi seçecek bu grup. Dini lider bakımından çok önemi var ama onun dışında gündelik hayatta gündelik politikaların belirlenmesinde herhangi bir etkinliği yok bu Uzmanlar Meclisi’nin.”

VOA - "Bu noktada İran’da Ali Hamaney sonrası için bir lider figürü var mı?”

Uygur - "Konuşulan, spekülasyon yapılan çeşitli figürler var ama çok net değil. Humeyni sonrasında da eğer hatırlayacak olursanız Hamaney sürpriz bir adaydı. Hatta yaklaşık 35-40 yıl sonra kendi seçimiyle ilgili o toplantıda, ‘Benim olmam teknik açıdan mümkün değil çünkü ben o şartları yerine getirmiyorum’ dediği görülüyordu. Sonra Ayetullah oldu seçilince. Dolayısıyla bir sürpriz her zaman mümkün ama konuşulan adaylar tabii ki var. İşte İbrahim Reisi, Ayetullah Reisi (Ebrahim Raisi) şu anda yargının başındaki isim. Çok çok konuşuluyor, onun olabileceği söyleniyor. Başka isimler söz konusu. Hamaney’in oğlundan bahsediliyor. Aynı zamanda din adamı Mücteba Hamaney. Ama bu nasıl olur, kim olur o biraz Hamaney sonrası iç grupların uzlaşıp ortaya konsensüs ile birisini çıkarmalarına bağlı. Yoksa bütün sistemin kabul etmeyeceği bir aday çıkarsa İran zaten zor günler geçiriyor ve çok daha zor durumlarla karşılaşabilecektir.”

VOA – "İran’da reformistlerce ortak listeyle seçime gidilmesi söz konusu, peki Meclis’te etkili olabilecekler mi?”

Uygur - "Bir çoğu aday olamadı. Çünkü dediğim gibi Anayasa Koruyucular Konseyi bunları veto etti. Çünkü çok net bir şekilde İran siyasi sistemi tek sesli bir meclis istiyor. Muhafazakar bir meclis. Onun için bir çok ılımlı, reformcu değil ılımlı, yarı muhafazakar, yarı ılımlı tipler bile elendi. İran’da bizdeki gibi bir parti sistemi yok. Bütün İran’a dağılmış şekilde farklı belirli partiler tarafından aday çıkarılması söz konusu değil. Farklı gruplar ortak listeler çıkarabiliyorlar. İrili ufaklı birçok parti adı geçmekle birlikte dediğim gibi fonksiyon olarak pek bizdeki gibi parti olmayan gruplar, seçime ortak listeyle gidiyorar. Böylece mevcut şanslarını biraz daha arttırmaya çalışıyorlar. Çünkü dediğim gibi çok fazla şansları yok. Meclis’in nasıl olacağı belli. Muhtemelen yüzde 75’e (muhafazakarlar) karşı yüzde 25 (ılımlılar, reformistler) gibi, en iyi ihtimalle bir yapı olacaktır.”

VOA – "Tahran Üniversitesi’nin açıkladığı gibi seçime katılım düşük mü olacak?”

Uygur - "Benim tahminim de o yönde. Bir çok sosyal medya platformu üzerinden anketler yapıldı. İran halkında siyasete ilişkin genel bir umutsuzluk hakim. Özellikle bu nükleer anlaşmanın iptal edilmesinden sonra Ruhani’nin söz verdiği açılımları yerine getirmemesinden dolayı İran halkında karamsarlık var. Buna Anayasa Koruyucular Konseyi’nin de bu şekilde tuz biber ekmesi, rekabet ortamını ortadan kaldırması, insanlarda ‘Neden seçime gidelim’ havası oluşturdu. Özellikle Tahran gibi büyük şehirlerde bu çok görünüyor. Tahran’da seçime katılım her zaman düşük kalmıştır. Yani İran Meclis seçimlerinde en iyi ihtimallerde yüzde 60’ı çok geçmez. Zaman zaman yüzde 50’nin altına düşmüş diyorlar ama yönetim her zaman katılım oranını yüzde 50’nin üstünde gösterir. Çünkü İran’da her seçim aynı zamanda yetkililerin tabiriyle bir referandumdur. Bu rejim açısından meşruiyeti arttırır. Bunun için mesela Ali Hamaney’in sık sık şunu söylediğini duyarsınız, ‘Beni sevmiyorsanız bile birçok siyasetçiye karşıysanız bile gelin oy veriniz’. Niye bu önemli? Uluslararası ortamda ‘Bizim rejimimizin karşılığı var. İnsanlar geliyor oy veriyor’ diye kullanmak için. Hatta bu dönemde İran resmi televizyon kanalına çıkması pek mümkün olmayan tiplerle bile röportaj yapıldığı, bir takım aşırı makyajlı genç kızlarla, bir takım dövmeli çocuklarla ‘Evet ben gideceğim, oy vereceğim’ tarzı propaganda çalışmaları yapıldığına da şahit olabilirsiniz. Bence de bu seçimlere katılım çok fazla olmayacaktır diye düşünüyorum. Muhtemelen yüzde 50’nin altında kalacaktır. Ama resmi rakamlar dediğim gibi yüzde 50’nin az üzerinde olacaktır.”

VOA – "Ali Hamaney’in ‘dini görev’ diyerek yaptığı katılım çağrısı işe yaramayacak mı?”

Uygur - "İran’da istatistiklikler her zaman sorunludur. Birçok resmi makamın, resmi kurumun, birbirinden çok farklı rakamları, en basit konularda bile görebilirsiniz. Bu siyasi konu çok önemli olduğu için bunu doğrulamamız, yalanlamamız mümkün değil. Hamaney ve diğer dini yetkililer, ‘Bu bir dini görev, bu bir farz, gelin katılın’ diyor. Ama bu artık İran halkında etkisini yitireli çok oldu. Onun için bu seçim kampanyasında artık antik İran vurgusu görüyoruz. Büyük Kiros’u görüyoruz. Yani İranlılar’daki milliyetçi duygularına da hitap ederek bir şekilde seçimlere insanların gelmesini istiyorlar. Ama resim çok net. İnsanlar tanımadıkları, bilmedikleri ultra muhafazakar isimlere oy vermek için, ki bunlardan bazılarına baktığınızda gerçekten özgeçmişlerinde hiçbir şeyleri yok. İnsanlar bunlara neden oy versinler? Aslında milletvekili seçimleri önemli. İran’da Meclis aslında güçlüydü. Yerel dinamikleri temsil eder, parti sistemi olmadığı için. Ama baktığınız zaman bütün bu engellemeler, insanların katılımını engelliyor. İran kırsalında kendine ait dinamikleri dolayı katılım fazla olabilir. Orada etnik meseleler var. Ailevi meseleler var. Aşiret sistemleri falan var. Ama onun dışında büyük şehirlerde ben katılımın düşük olacağını tahmin ediyorum.”

VOA – "İran’daki seçimlerde kadınlar açısından durum nedir?”

Uygur - "Aslında İran’da toplumsal hayatta kadınlar oldukça aktif. Dışarıdan görüldüğü gibi kadına tabii ki bir takım kısıtlayıcı yasal engeller var ama buna rağmen o kültürden kaynaklanması itibariyle kadınlar siyasi hayatta da varlar. Bugün muhafazakar listelere, reformcu listelere, ılımlı listelere baktığımız zaman kadın adayları görürsünüz. Ama bu katılım yine de düşük kalacaktır. Sonuçta kadınların talepleri de erkeklerin ve gençlerinkinden çok farklı değil. Daha özgür, daha demokratik, daha şeffaf bir İran isteniyor. Ruhani’nin tabiriyle ‘tek tip bir adaydan birçok aday çıkması çok fazla bir şey anlam ifade etmiyor’. İnsanlar İran’da sosyal olarak çok farklı boyutlara sahip ve bunun anayasa çerçevesinde Meclis’te dillendirilmesini talep ediyorlar. Ben özelikle büyükşehirli kadınların da çok fazla seçime ilgi göstereceğini düşünmüyorum. Ama muhtemelen 290 kişilik parlamentoda bir 20’ye yakın kadını da görebiliriz diye tahmin ediyorum en iyi şartlarda.”

VOA -"İran içerisinde iddia edildiği üzere ABD’nin bu seçimlere etkisi nedir?”

Uygur - "Amerika, İran siyasetinin her yerinde. İç siyasette de var. Seçim mühendisliği dahil. Amerika’nın baskılarını arttırması İran içindeki bu muhafazakârları, radikalleri artık resme nasıl koyarsanız, güçlendirdi. ‘Amerika ile bu kadar sorunumuz varken, ekonomik olarak ağır yaptırımlar altındayken, siyasi olarak dünyadan bir şekilde izole edilirken, en önemli generalimiz öldürülürken, demokrasi, seçim, bunlar bize lüks kalıyor. Biz safları sıklaştırmalıyız yaklaşımı’ var. Bu yaklaşım olduğu müddetçe İran’da bir açılım beklemek mümkün değil. Hatta Ruhani gibi yine tırnak içinde olumlu bir adayın bile şansı azalıyor. Gittikçe eli kolu bağlanıyor. Bu şartlar altında, Amerikan baskısı devam ettiği müddetçe İran içinde ben yeni açılımlar göreceğimizi düşünmüyorum. Ve özellikle Trump’ın tutumu çok etkili oldu çünkü o muhafazakar kesim şunu dedi: ‘Gördünüz mü? Biz Amerika güvenilmez anlaşılmaz diyorduk. Bizi dinlemediniz. Anlaşma yaptınız ama sonuçta bu, biz nükleer faaliyetlerimizi durdurduk ama karşılığında hiçbir ekonomik çıkar elde edemedik. Tersine yaptırımlar geri geldi’. Adayların seçim kampanyalarına baktığımız zaman birçoğunun Amerikan karşı sloganlarla süslü olduğunu görürsünüz.Çünkü seçilmek için, belli yerlere mesaj vermek için bu mesajları önemli.”

VOA - "Seçim sonrasında nasıl bir İran yönetimi göreceğiz?”

Uygur - "Daha muhafazakar, daha Ruhani karşıtı, daha Hamaney çizgisinde, Devrim Muhafızları çizgisinde ve daha sembolik bir İran Meclisi göreceğiz. Yani yeni Meclis, asıl görevini yapamayacak, hükümeti sıkıştıracak, muhtemelen yeni bakanları gensoru ile düşürmeye çalışacak. Ruhani, bile ‘Bu artık böyle gitmiyor, Amerika ile anlaşalım’ dediği zaman bazı bakan atamaları düşürüldü ve kardeşi tutuklandı. Oysa İran devrimi temelinden gelerek yükselmiş, ciddi yerlerde görev yapmış bir isim Ruhani. Ancak Ruhani’nin görevde kalmasını isteyenler olduğu kadar istemeyenler de var. Hükümet de böyle şekilleniyor.”

Sitemiz yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
YUKARI